Su Hayattır, Hayatın Mayasıdır-2

Kullanıcı Oyu:  / 1
En KötüEn İyi 

El yıkama

Hz. Selman-ı Farisî(ra):Resulullah(sav);”Yemeğin bereketi yemekten önceki ve sonraki yıkamalardadır.”buyurdular.

“Hiçbir teknolojik gelişme temiz su ile el yıkama kadar insan sağlığının korunmasına katkıda bulunmamıştır.” DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü)

Günde 5 vakit abdest alan mümin, tam da etkili el yıkama tarifine uygun olarak ellerini yıkamaktadır.

Su İsrafından Kaçınma

Sa’d (ra) abdest alırken Hz. Peygamber (sav) çıkageldi.Onun Çok su kullanarak abdest aldığını görünce: “Bu israf da ne?” diye müdahale etti. Sa’d’ın:”Abdestte israf olur mu?” diye sorması üzerine Resulullah (sav) şu açıklamayı yaptı:”Evet, akmakta olan bir nehir kenarında olsanız da.”

Nehirde akan su bedava ve kazanılmasında emek harcanmayan bir nesnedir. İsraf edilen su tabiatta hiçbir eksiklik meydana getirmiyor, kirletmiyor, dengeye tesir etmiyor veya canlılara zarar vermiyor. İsrafa sebep olan fiil aslında farz olan bir fiildir. Namaz için gereklidir.

Günümüzde sanayi artıklarının %70 i, kanalizasyon sularının %90 ı deniz ve göllere akıtılmaktadır. 1 litre kirli su 8 litre temiz suyu kirletmektedir. Bilhassa gelişmekte olan ülkelerde arıtma tesisleri de yetersiz olması dolayısıyla, temiz içme ve kullanma suları olmaması yılda 2.2 milyon insanın ölüme yol açmaktadır. Temiz su temini için kurulan barajlar, su isale hatları ise o bölgede yaşayan canlıların yok olmasına sebep olmaktadır.

İçelim, İstimal edelim Tüketmeyelim

Kurdun kuşun hakkına girmemek, kendi kullandığımız suyu kirletmemek, torunlarımızı zehirlememek için:

Zehirli(toksik) maddeleri kullanmaktan kaçınalım,

Yağlı artıkları lavabolara dökmeyelim,

Her türlü su israfının önüne geçelim. Barajlar dolu iken bile!

Yerkürenin %70 sularla kaplıdır. Suların %97 si okyanus ve denizler,yani tuzlu su, %2 si buzullar, % 1 den daha azı nehirler göller ve kaynak sular, yani içme ve kullanmaya elverişli olanlardır. Dünya nüfusunun artış hızının 3 katı kadar su kullanma oranı artmakta olduğu tespit edilmiş. Ancak; Merhum Necip Fazıl’ın söylediği gibi “1 kişiye 9 pul,9 kişiye 1 pul” şeklinde, adil olmayan bir paylaşım var.

Kaynak suları, yerden yüzeye çıktığı yer kabuğunun bileşimine göre; tatlı sular (içinde az mineral bulunan,sertlik derecesi içmeye elverişli),maden suları(çok mineralli,tadı çoğunlukla buruk, az miktarda çeşitli maksatlarla içilen),sıcak sular, gayzerler…

Saf su tatsızdır. Suyun tadını içinde bulunan mineraller verir. Çocuklar, ergenler ve gebeler için sulardaki florür miktarı yeterli olmalıdır. Suların sertliği içindeki mineral miktarı ile ilgilidir. Lezzetli suların sertlik derecesi 1.5-4.5 fr sertlik derecesi arasında olmakla beraber, sertliği 12 olan sular da içilebilir. Ülkemizde fr sertlik derecesi 0.5 olan çok değerli sular da vardır. Niksar Ayvaz suyu bunlardan biridir.

Suların Donması ve Kılcal Hareket

Bütün sıvılar soğuduğunda, dipten yukarı donmaya başlar. Ancak su donmaya başladığında hidrojen molekülleri arasındaki açı genişleyerek hacmi artar. Dolayısı ile özgül ağırlığı düşer ve buz tabakası, suyun üstüne çıkar. Bu gelişme, soğuk iklimlerde, su altında canlıların hayatiyetinin devamını sağlar.

Kılcal Hareket, suyun ince kılcal borucuklardan, yerçekimi kuvvetine karşı hareketini ifade eder. Bu sayede bitki ve ağaçların en uç noktasına kadar, ince borucuklardan su yürüyebilmektedir.(Allah’ın (cc) izni ile)

Ateşin (Humma) Su ile Düşürülmesi

Rafi ibnu Hadic (ra) dan Rasulullah (sav) buyurdular:”Hararet cehennemden bir kabarmadır. Hararetinizi (soğuk) su ile soğutunuz”(Buhari,Tıbb28,Bed’ul- Halk 10

Başka bir rivayette “zemzem ile soğutunuz” şeklindedir.

Sevban(ra):”Birinize humma gelecek olursa-ki ateşten bir parçadır-kendisinden onu su ile söndürsün, akan bir nehrin içine girip dursun. Suyun akıntısını karşısına alsın ve sabah namazından sonra güneş doğmazdan önce: “Allah’ın adıyla, Allah’ım kuluna şifa ver. Rasulünü tasdik et” diye dua etsin. Böylece üç günde kendini üç kere suya batırsın. İyileşmezse beş gün devam etsin. Yine iyileşmezse yedi gün, yine iyileşmezse dokuz gün devam etsin.Allah’ın izniyle humma dokuz günü tecavüz etmeden gider.Tirmizî(Senedinde Said ibnu Zür’a olması sebebiyle güven durumu ihtilaflıdır der)

Ateş (Humma) Sebepleri :

1. Su kaybı; az beslenme, ishal, kusma, yanıklar, güneş çarpması, terleme, havanın aşırı sıcak olması…vb

2. Enfeksiyon hastalıkları(mikroorganizma toksinleri)

3. Habis hastalıklar(sitokinler)

4. Kollajen doku hastalıkları(otoantijenler)

5. Yabancı cisim reaksiyonu

6. İlaçlar( Beyindeki hipotalamik termoregülatör merkeze etki ile)

7. Derinin yapısal bozukluğu(terleme bozukluğu)

8. Merkezî ateş ( Beyin dokusunda meydana gelen; enfeksiyonlar,urlar ve çeşitli bozukluklar sebebi ile hipotalamik bölgenin etkilenmesi)

Suyla Soğutma

Hadisleri, hangi durumda hangi işlemin yapılacağı ve yaşanan bölgedeki iklim farklarını gözetme bakımından muhataplarına göre değerlendirmek gerekir.

1. Ağızdan veya damar yolu ile su açığını karşılama( Su kaybına bağlı ateşte)

2. Vücudun belli bölgelerini suyla ıslatarak soğutma(Esma Bintu Ebî Bekr(ra) kendisine ateşli bir kadın getirildiğinde ona dua eder, suyu alıp yakasının iç kısmına dökerdi ve “Resulullah (sav) hummayı su ile soğutmamızı emrederdi”derdi.

3. Su ile bütün vücudun yıkanması.

4. Su tasadduk edilmesi.

Vucudumuzun Isı Dengesi

Dıştan ve içten önemli bir sebep olmadıkça vücudun iç ısısı hemen hemen sabittir. Deri sıcaklığı, iç sıcaklığın aksine çevre sıcaklığına bağlı olarak artar veya azalır. Deri; ışıma (radyasyon),iletim, konveksiyon,buharlaşma ile ısı kaybeder. Işıma; kızılötesi ışınlarıyla yani bir çeşit elektromanyetik dalgalar yoluyla, normal oda ısısında çıplak bir kişinin vücudundan toplam ısı kaybının %60 ını oluşturur. Konveksiyon hava akımı ile %15, iletim; temas edilen cisimlere geçirilen ısı ile %3.

İç sıcaklık: ağızdan,36.7c-37.5c arasında, rektal ısı bu değerden 0.6c daha yüksektir. Koltuk altı ölçümde;36-36.7 c arası normal kabul edilir.

Vücudumuzdaki Isı Radyatör Sistemi

Kan damarları yalıtkan derialtı yağ dokularına girerek, derialtında yoğun bir şekilde dağılırlar. Deri kapillerlerinden (kılcal damarlar) gelen kanla beslenen sürekli venöz(kılcal toplar damarlar) bir ağ vardır. Kan bu ağ sistemine, vücudun dışa en çok maruz kalan alanlarında-eller, ayaklar ve kulaklar- kas bakımından zengin küçük arterlerden(kılcal atar damarlar), arteriovenöz bağlantılar yoluyla doğrudan gelir. Kan akım hızının artması vücudun iç ısısının dışarı taşınmasını hızlandırır, kan akım hızının azalması, iç ısının dışarı taşınmasını yavaşlatır.

Derideki kan akımı, etkin kontrollü bir ısı radyatör sistemidir. Ortam sıcaklığı yüksek ise deri dolayısı ile vücut dışarıdan ısı alır, ışıma ve iletimle ısı kaybedemez. Bu şartlarda vücudun ısıdan kurtulmasının tek yolu buharlaşmadır. Kıl köklerinin hemen dibindeki ter gözenekleri açılır, genişler ve terleme yoluyla ısı kaybeder. Nadiren konjenital ter bezlerinin yokluğu; vücut ısısının habis düzeylere çıkmasına ve ölüme neden olur. Bu şahısların soğuk iklimlerde yaşama şansı olabilir, ancak tropikal bölgelerde ısı kontrolü yapamazlar.

Kıyafetlerin kıvrıntıları ve katları arasındaki hava-deriye komşu özel bölge-vücuttan iletim ve konveksiyonla kaybedilen ısıyı yarı yarıya azaltır. Kutuplar için hazırlanan giysilerin içine ince bir altın tabakası kaplanarak, konveksiyonla yayılan ısının geri dönmesi sağlanabilir. Bu işlem ısı kaybını altıda bire indirir. Kıyafetlerin ıslanması ise; vücut sıcaklığını korumadaki etkilerini hemen hemen sıfıra indirir. Suyun yüksek iletkenliği konveksiyonla ısı kaybını 20 kat arttırır. Keza kutuplarda geçici olarak da olsa terleme, kıyafetin ıslanmasına ve iletkenliğinin artmasına yol açar. Terledikten sonra giysilerin değiştirilmesi, ısı kaybını önler. Hastalıklardan koruyucudur.

Sıcak Çarpması

Aşırı sıcağa dayanma sınırı, havanın nemi ile doğrudan ilişkilidir. Hava ; kuru ve hava akımları ile buharlaşma sağlanabiliyorsa; insan 54 derece çevre sıcaklığına birkaç saat dayanabilir. Nem oranı %100 e çıkınca 34c de vücut sıcaklığı yükselmeye başlar. Ağır bedenî faaliyet yapanlar, 29-30 c de sıcak çarpmasına maruz kalabilirler. Kritik vücut sıcaklığı, 41-42 c dir. Bu düzeyde iken ısı hemen düşürülmez ise; baş dönmesi,karın ağrısı,kusma,bazen deliryum ve nihayet şuur kaybı ortaya çıkar. Bu belirtilerin çoğu terle fazla miktarda su ve elektrolit kaybı sebebiyle oluşur, ileri evresi dolaşım kollapsı ve ölümdür.

Hiperpireksinin (çok yüksek ateş), vücut dokuları üzerine, özellikle de beyne büyük ölçüde hasar verici etkileri vardır. Birkaç dakikalık çok yüksek ateş bile ölüme sebep olabilir. Ölüm sebebi lokal iç organ kanamaları ve beyin hücrelerinde parankim dejenerasyonudur. Ölümler bazen günler sonra olabilir. Bu nedenle, sıcak çarpan kişi derhal soğuk su banyosuna konularak tedavi edilmelidir. Ancak bu sırada kontrol edilemeyen titreme ile ısı yapımı önemli ölçüde artabilir. Deriyi süngerle ovuşturma,ya da suyun püskürtülerek uygulanması vücudun iç ısısını daha iyi düşürmektedir.(GUYTON s899 11.basım 2006)

Ruhun ateşi, kızgınlık ve öfkeyi , Sevgili Peygamberimiz, abdest almayı tavsiye buyurarak, suyla söndürülmesini öğretmiştir.

İbnu Hacer (ra) üç Rivayet : “Resullullah (sav) buyurdular:

 “Üzerime, bağları çözülmemiş yedi kırbadan su dökün.”

 “Birinizin ateşi artarsa, üç gece seher vaktinde üzerine soğuk su boşaltsın.”

“Humma ölümün öncüsüdür, o Allah’ın yeryüzündeki hapishanesidir de.öyleyse, onun için suyu tuluklarda soğutarak( hazırlıklı olun).Ateş basınca iki ezan arasında yani akşamla yatsı arasında üzerinize dökün.”

Bal Şerbeti (ORS: Oral Rehidratasyon Solüsyonu)

• Ebu Said el Hudri(ra)anlatıyor:”Bir adam resulullah (sav) e gelerek:”Kardeşim ishal oldu (ne yapayım?)” diye sordu. Aleyhisselatü vesselâm:”ona bal şerbeti içir”ferman buyurdu.Adam içirdi.Bilahare aynı şahıs tekrar gelip:”Ben bal(şerbeti)içirdim ancak bu onun ishalini arttırmadan başka işe yaramadı” dedi.(Adamın bu gidip gelmeleri) üç kere tekrar etti.Sonunda Aleyhisselatü vesselâm”Allah doğru söyledi. Senin kardeşinin karnı yalan söyledi (hata etti)”buyurdu.Sonra bir kez daha içirdi.Bu sefer kardeşi iyileşti.”Buhari,Tıbb 4,24;Müslim,Selâm 91

Son yıllardaki tıbbî uygulamada, ishalle seyreden, bağırsak hastalıklarında; ishal kesici ilaçlar değil, ishal ve kusma ile kaybedilen sıvının karşılanması ve bağırsak hastalığının iyileşmesi ile,ishal kesilir. Ağızdan ishalle kaybedilen sıvın karşılanmasında, muhtevasında; glikoz,sodyum, potasyum ve bikarbonat bulunan ORS kullanılır. Bal;fruktoz %38,glikoz %31, maltoz %7,sükroz%1 den oluşmaktadır. 100 g balda 2 mikrogram folat,0.5 mg C vitamini bulunmaktadır.

Yemek, Su, Nefes

Mikdâm İbnu Ma’dikerib (ra):Resulullah (sav) buyurdular ki: Âdemoğlu mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir.Ancak illa da yapacaksa bari onu üçe ayırsın.Üçte birini yemeğe,üçte birini suya,üçte birini de nefesine. Tirmizî Zühd 47,İbnu Mace Et’ime 50

Solunum yetişkinlerde torakal (göğüsten); çocuk ve kadınlarda torako-abdominal(göğüs ve karın birlikte) ; bebeklerde abdominaldir(karın solunumu). Midenin çok doldurulması temel hayatî ihtiyacımız olan solunum için yer bırakmayıp, oksijenlenme kalitesini düşürür. Çok şişman kişilerde, gündüz vakti uyuklama ve apne (20 sn ve üzerinde solunum durması) görülür. Pick-wick sendromu, bunun en tipik örneğidir.

Din Kardeşini Yedirme ve İçirme

Hz. İbnu Amr (ra): Resulullah(sav) buyurdu ki;”Bir kimse, din kardeşine doyasıya ekmek yedirse ve kanasıya su içirse, Allah(cc) onu Cehennemden yedi hendek uzaklaştırır ki, her bir hendek yedi yüz yıllık yoldur.”

Nefsimiz için az yemeyi tavsiye eden Efendimiz; mümin kardeşimizi yedirme ve içirme hususunda cömert olmamızı emrediyor. Diğer emirlerinde olduğu gibi, gelenek ve örfümüze ne güzel mezcetmişiz. Şükürler olsun bizi, islamla nimetlendirip, en güzel insana, sevgili Resulüne Ümmet eden Allah-ü-Tealaya.

Yüzücülük

Resulullah(sav): çocukluğunda Medine’de öğrenmiş olduğu yüzücülüğü takdir edip,”atış ve yüzmeyi bilenlerden memnun kaldığı” belirtilmektedir. Kitabet, atıcılık, binicilik ve yüzmeyi ümmetine teşvik etmiştir. Yüzme;bir sportif faaliyet olduğu kadar bel fıtığı, adale hastalıkları, omurga hastalıkları solunum sistemi hastalıkları, felçler ve spastik paraliziler için yararlanılabilecek bir tedavi aracıdır.

Elbette berî olmak lâzım şikayetten

Bir başka huzur almaya geldik AFİYETTEN…

Dr. Ayşe Güney, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

14 Nisan 2011- İstanbul, Fatih

1. Bölüm 

Haber Linkleri

İsrail büyükelçisine protesto
Ayrımcılığın cezası
Hastanelerde sanatın şifaya etkileri
Eşinin yokluğuyla kararan hayatını bütün şehri boyayarak aydınlattı

Ehlinden...

Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.

M. Nureddin ÇOŞAN

Akwa Tanıtım Filmi

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video 

Son Yorumlar