"Çevre"; canlıların içinde yaşadığı ortamdır. Bu ortamı, hava, su, toprak, bitki, hayvan, sıcaklık, soğukluk gibi canlı ve cansız varlıklar oluşturur. Bundan dolayı çevreyi; “canlıların yaşayıp gelişmesini sağlayan ve onları sürekli olarak etkileri altında bulunduran fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin bütünlüğüdür” şeklinde tanımlamak mümkündür[1].
Başka bir ifade ile çevre; insanla birlikte tüm canlı varlıkları, cansız varlıkları, canlı varlıkların eylemlerini etkileyen ya da etkileyebilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik, toplumsal nitelikteki tüm etkenleri kapsamaktadır. [2]
T.C. Anayasasının 56. Maddesinde "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir" denilmektedir. Bu nedenle her insan çevre bilincine sahip olmak ve bu sorumluluğu taşımak zorundadır.
Çevre kendi kendini kirletemez. İnsanoğlu bazen bilerek , bazen bilmeyerek bazen de önemsemeyerek saygısızca çevreyi oluşturan unsurları kirleterek canlı yaşamının geleceğini tehlikeye atmaktadır. Dünya üzerinde çevre kirliliği ,nüfusu kalabalık kentlerde ve endüstri merkezlerinde ortaya cıkmış ve bu kirlilikler hızla yayılmiştır. Dolayısı ile çevrenin kurtuluşu da yine buraların temizlenmesı ve halkının bilinçlenmesi ile olacaktır.
Çevre bilinci konusunda aileden, eğitimcilere, belediyelere, vatandaşlara ve devlet yönetimine kadar toplumun her kesimine çok büyük sorumluluklar ve görevler düşmektedir. Çevreyi temiz tutmanın yolu kişisel ve toplumsal sorumluluktan, çevre bilincinin oluşmasından, oluşturulmasından geçer. Çevre bilincine sahip olmak, kendi içinde duyduğu bireysel sorumluluk duygusunu etrafındaki insanların da duyması için çaba göstermeyi de gerektirmektedir.
Dünya nüfusuna, her gün ortalama olarak 200 bin ve her yıl 100 milyon insanın katıldığı düşünülürse bu sorumlulugun her dogan yeni bireye öğretilmesinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
Teknoloji ve sanayiînin hızla gelişmesi ve sürekli nüfûs artışı, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur.Dolayısı ile dünyadaki çevre kirliliğinin yüzde 50’sinin, son 40 yılda meydana geldiği tahmin edilmektedir.
Çevre bilincinin oluşturulmasında ailelere büyük görev düşmektedir.
Ailede anne baba, çocuklarına çevrenin de üzerimizde hakkı olduğunu ,bitkilere ve hayvanlara karşı merhametli olmak gerektiğini anlatırlarsa ve bu konuda örnek olurlarsa , çevre bilinci ve sorumluluğu olan tüketiciler haline gelirlerse çocuklar bu yönde eğitilmiş olurlar.
İnsanın konforu için olan her teknolojik yenilik mutlaka beraberinde çevre sorunlarını da oluşturuyor.Tükettiğimiz havanın, suyun, enerji ve gıda maddelerinin sınırlı olduğunu, yaptığımız her sorumsuzluğun cezasını bizden sonraki nesillerin çekeceğini unutmamalıyız. Bilinçsizce kirlettiğimiz çevrenin hesabının da ayrıca ahirette sorulacağını da bilmeliyiz.
Fazilet İşçen, Kimyager
Dipnotlar:
[1]Necmettin Çepel, Doğa Çevre Ekoloji ve İnsanlığın Ekoloji Sorunları, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1992, s. 38.
[2]Ruşen Keleş, Can Hamamcı, Çevrebilim, İmge Kitabevi Yayınları, Ankara 2002, s.28.