Tatillerde köye gittiğimizde ananemin yaptığı gözlemeler, tarhanalar, pırasalı katmerler ve dahi tüm yemekler buram buram emek kokar, yerken tadınada doyulmazdı. Şimdi ne yaptığımız sebzeler aynı tadı veriyor ne biz yerken o hazzı yaşıyoruz. Yemeklerde kullandığımız sebzelerin tadı azaldıkça, etsuyu tabletlerine sarıldık. Yoğun iş temposunda kim yemek yapacak, hazır çorbalar ve hazır köfteler, şipşak burgerler imdadımıza yetişti.
Televizyon karşısında uyuklarken, elimizin ve ağzımızın boş kalmaması gerekiyordu, cipslere sarıldık. Hemen göremeyince zararlarının etkilerini göz ardı ediverdik.Aman bin yılın başı,bu kadardan bişey olmaz deyip geçtik.
Yediğimiz cipsler ve “katkısız” yazan hazır çorba,köfte harcı ve bulyonlar hangi tarladan hasad ediliyor merak ettinizmi?
Cips yemek yağ içmekten farksız diyen uzmanlar, kanserden obeziteye, diyabetten alzheimere kadar birçok hastalığa neden olduğunu vurguluyor.
Cipsin sağlıksız ürünlerin başında geldiğini belirten Dr. Cemal Aytaç Ak, yağ ve tuz oranı göz önüne alındığında cipslerin tehlikeli yiyecekler kategorisine girdiğini söyledi.
* Ülkemizde 2007′de 70 bin tonluk cips tüketimi gerçekleşti.
* Cips pazarının büyük bölümü ABD firmalarına ait.
* Türkiye’de satılan çerezlerin yüzde 25′i süpermarketlerde satılıyor.
* Sektörde 11 tane uluslararası marka bulunuyor. Bu markaların yanı sıra yerel markalarda var.
* Dünyada her yıl 36 milyar paket patates cipsi satılıyor.
* Türkiye’de cipse ayrılan para 700 milyon dolar. [1]
Tüketici Hakları Merkezi (TÜ-MER) Gıda Komitesi Başkanı Veteriner Hekim Muhammet Efe transyağlara dikkat çekerek; Cipslerin tehlikesiyle ilgili en önemli konu içerdikleri transfat yağlardır ki bu yağlar doğal olarak çok az bulunabilen, ancak gıda sanayinde kullanılan hidrojenizasyon tekniğine bağlı olarak özellikle margarin ve diğer birçok üründe bulunmaktadır. Bu yağlar oldukça riskli bir ara madde olup dünyanın birçok yerinde yasaklanmıştır. Trans yağlar maalesef ülkemizde bisküviden cipse, hazır keklerden gofretlere, margarinlerden krakerlere yüzde 30′lara kadar değişen oranlarda bulunduğu/kullanıldığı bilimsel deneylerde ortaya çıkarılmış bir gerçektir. [2]
Bu yağlar obezite, diyabet, koroner kalp hastalığına neden olmakta. Trans yağların ayrıca kanser, kısırlık, karaciğer fonksiyon bozukluğu, alzheimer ve parkinson gibi hastalıklara sebep olduğuyla ilgili birçok araştırma mevcut. Bu yağları çok tüketen emziren kadınların sütüne geçtiği de kanıtlanmıştır. Trans yağlar, iyi kolestrol seviyesini düşürürken kötü kolestrol seviyesini de tırmandırmaktadır. Ayrıca kandaki yağ oranını da yükseltmektir.
Prof. Dr. Sebahattin Ateşal (M. Hospital Kardiyoloji Klinik Şefi)’ne göre ise; Cipslerin içerdikleri yağlar damar sertleştirici özelliklere sahip. Bu da damar tıkanıklıklarına neden oluyor. Kalbi besleyen damarlar olumsuz etkilendiği için kalp fazla çalışıyor ve kalp krizleri ortaya çıkıyor.
Çocuklarımızın tükettiği 100 gramlık bir paket patates cipsinde 25-33 gram arasında yağ bulunuyor. Türkiye’de satılan patates cipslerinin üzerinde belirtilmediği için hangi oranda doymuş ve trans yağ kullanıldığını öğrenemiyoruz. Ancak İngiliz Kalp Vakfı’nın (BHF) verilerine göre, 100 gramlık patates cipsindeki doymuş yağ oranı 10, trans yağ oranı ise 3 grama kadar çıkabiliyor. Tuz oranı da 3 grama kadar yükseliyor. Bir başka deyişle günde 100 gramlık iki paket cips yiyen bir çocuk, aslında bir yetişkin alması gereken yağ ve tuz oranını tüketmiş oluyor.
ABD’deki California Üniversitesi’nin araştırmasına göre de, doymuş yağ tüketimi günlük 20 gramı aştığında obezite riski yüzde 80 ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski yüzde 60 yükseliyor. Trans yağ ise damarlarda tıkanmaya yol açarak kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskini 2 kat artırıyor. “Tuza karşı mücadele” (WASH) adlı bir kampanya başlatan Dünya Sağlık Örgütü, “Tuz tüketimi 3 gramı aştığında kalp krizi ve felç riski iki kat artıyor” uyarısını yapıyor. Patates cipsinin yağda kızartılması sırasında ortaya çıkan “akrilamid” adlı maddenin kansere yol açtığına yönelik bilimsel tartışmalar sürüyor.
İngiliz Kalp Sağlığı Vakfı (BHF) çocukların cip tüketimini azaltmak için “Cips yemek yağ içmekten farksızdır” sloganıyla bir kampanya başlattı. BHF’ye göre 35 gramlık cips paketinde 2.5 çay kaşığı yemeklik yağ kullanılıyor. Ülkede cipslerde kullanılan yağ ile günde iki Olimpik yüzme havuzu doldurulabiliyor. Dünyada her yıl 36 milyar paket patates cipsi satılıyor.
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK), 9 ay süren gıda ürünleriyle ilgili kanser taramasında Türkiye’de 20 çeşit ürünü piyasadan tesadüfi yöntemle toplayıp inceledi. Bu ürünleri kapsayan ev yemekleri, kavrulmuş çerez, fırıncılık mamulleri, cipsler, kahve, bisküvi, kraker, çikolata, bebek mamaları, patates kızartmaları, Türk tatlıları, ızgara, kebap, döner ve köfte gibi gıdalardan oluşan yaklaşık 50 gıdayı da analiz etti. Yüksek ısıya maruz kalan Cips, kraker, kahvaltılık gevrekler, bisküvi ve bebe bisküvileri ile patates ve ekmek kızartmalarında yüksek miktarda kanserojen akrilamid maddesi tespit edildi. [3]
Akrilamid; yüksek ısıda besinlerde çıkan vücuda zararlı kimyasal bir madde. Yüksek ısıda protein ile şeker kimyasal reaksiyona girip ‘akrilamid’i doğuruyor. Bu madde plastik sanayiinde kullanılıyor. Sigarada kansere yol açtığı sanılan maddeler arasında akrilamid de bulunuyor. [4] Nitekim birçok tüketici derneği cips paketlerinin üzerine sigarada olduğu gibi ‘Cips öldürür’ ibaresinin yazılmasını savunuyor.
Cipslerde kullanılan sağlığımızı tehdit eden diğer bir katkı maddeside cipsler özellikle gıdalardaki istenmeyen tat duyularını bastırmak veya mamulü daha lezzetli göstermek amacı ile kullanılan glutamatlardır.
Tad alma duyumuz diğerleri gibi bir uyarıcı ile sinirlerde oluşan sinyallerin beyne ulaşması şeklinde çalışır Fakat beyindeki ilgili bölge ilk uyarıdan sonra tadı oluşturan madde ağzımızda olduğu sürece (-ki yuttuktan sonrada tad ağzımızda kalır) sinyallerin seviyesine karşı duyarlılığını hızla düşürmeye başlar. Bu sebeple bazen çok tatlı bir yiyecekten sonra alınan gıda (örn.içilen çay) bize şekersizmiş gelir. Çoğu kez farkında olmasak bile yemek yerken de aynı olay gerçekleşir. Aynı yiyeceğin ilk lokması ile son lokması arasında tad azalması mevcuttur. Aroma ihtiva eden gıdalar hariç. Mono Sodyum Glutomat tad alma bölgemizi uyararak daha fazla hassaslaştırır. Bu tip gıdaların yoğun tüketilmesinden sonra diğer içermeyen gıdalardan tad almamız azalır.Hazır çorba ile başlanan yemeklerde bu açıkça gözlenebilmektedir.[5] MSG (monosodyum gulutamat) E621 yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda üreticilerinin bir çoğu MSG’yi karlı olduğu için kullanıyorlar. En başta cipsler, hazır köfte harçları, et suyu tabletleri, hazır çorbalar, dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.
Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12′sine çıkması ve benzerleri. Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar. [6]
Ürün paketlerinin üzerinde içerikleri her zaman açık bir biçimde yer almamasına rağmen “doğal tatlandırıcı”, “hidrolize bitkisel protein” gibi ifadeler, monosodyum glutamat yerine kullanılır.
Patates cipsi, Kabartma tozları, Konserve etler, İstiridye türlüsü, Et suyu tabletleri, Mısır cipsi, Kavrulmuş yer fıstığı, Dondurulmuş hazır yiyecekler, Hazır çorbalar, Dondurulmuş pizza, Jöle, Salata sosları, Soya sosu[7]
Bir çok imalathane ve restoranda da değişik gıdalarda lezzet arttırıcı olarak kullanılır. Bir çok asya yemeği, kimi zaman soya ya da balık sosu gibi doğal kaynaklı kimi zaman ise aroma artırıcı olarak eklenen glutamattan gelen glutamat tadına sahiptir. İtalyan mutfağında ise, peynir ve domatesteki glutamat yemeklere lezzet katmaktadır.[8]
Geçmişte glutamata bağlı halsizlik, uyuşma ve çarpıntı semptomlarının olduğu vakalar bildirilmiş. MSG ile oluşan reaksiyonlar şöyledir: Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüste sıkışma, boyun arkasında yanma. Bu tür reaksiyonlar fazla miktarda MSG alınması sonrası oluşur. Bu maddeyi tüketen astımlı hastalarda ağır astım atakları oluşabilmektedir.[9] Glutamat aç karına çok miktarda ya da sıvı şeklinde alındığında baş ağrısı, boynun arka tarafında, önkolda ve göğüste yanma hissi, kol ve bacaklarda, yüzde veya başta sızlama ve karıncalanma, göğüs ağrısı veya göğüste sıkışma hissi, çarpıntı, bulantı, ishal, terleme…gibi şikayetlere neden olur. Sinir sisteminin aşırı uyarımına bağlı olarak allerjik reaksiyonlar görülebilir ve hatta Alzheimer ve Parkinson gibi nörolojik hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırır.[10] Çin yemeklerinin yenilmesinden 15 – 20 dakika sonra baş ağrısı, ensede yanma hissi, bulantı ve kusma görülür. Çocuklarda da titreme, huzursuzluk, anormal ağlama ve delirium bulguları orta çıkabilir. Bu semptomlar “Çin restoranı sendromu” olarak adlandırılmaktadır. Çinlilerin, Uzakdoğu mutfaklarında kullanılan bir aroma bu.[11] Yiyeceklere tat vermek için kullanılıyor. Çinlilerin yağsız tuzsuz yemeklerinin nasıl olupta böyle çok tükedildiğinin açıklması bu MSG’de gizli!
Tüketici Hakları Merkezi Başkanı ve (VEFADER) Yönetim Kurulu Üyesi M.Efe ise bu konuda şunları ifade ediyor: “İstenmeyen gıdalardaki tat duyularını bastırmak veya lezzetli göstermek amacıyla cipslerde glutamatlar, mss kaynaklı maddeler kullanılır. Bu maddeler sayesinde tüketici doyma hissini kaybederek, günümüzün hastalığı olan metabolizma ve obezite hastalıklarına ortam hazırlar. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı janjanlı paketlere hapsetmek; renkli, zevk ve tat verici ama bir o kadar da hüsranlı bir duruma düşürecektir ki, bu, sağlıksız bir nesil demektir.
Bu mamuller, albenisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunuluyor.Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında sıkça rastlanıyor. Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır. Aman çocuklarımızı ve neslimizi bu ürünlerden koruyalım.
Sağlıklı, doğal beslenip zinde,afiyet içinde olmamız temenisiyle…
Büşra Yaz ÖKTEN
[1] http://www.haber7.com/haber/20081027/Cips-mi-yoksa-zehir-mi-yiyoruz.php
[2] http://www.dernekturk.com/haberayrinti.asp?id=3742
[3] http://www.frmtr.com/saglik/127823-t-b-tak-raporu.html
[4] http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=22131
[5] http://www.koniks.com/post.asp?method=ReplyQuote&REPLY_ID=1900&TOPIC_ID=262&FORUM_ID=33
[6] http://www.hukuki.net/showthread.php?81235-Msg-nedir
[7] http://www.milliyet.com.tr/2000/08/30/saglik/sag01.html
[8] http://www.food-info.net/tr/intol/msg.htm
[9] http://www.bilkent.edu.tr/~bilheal/aykonu/istenmeyen.html
[10] http://www.akillikadin.com/bebek_aile/cocuk/cocuk_sagligi/cocuklarinizinyediklerialerjiyaparmi.html
[11] http://www.saglikvakfi.org.tr/html/psy.asp?id=253