Eski zamanlarda atalarımız ağırlıklarıyla övünürdü. Birisi zayıf oldu mu zayıfladı mı, ona acıyan gözlerle bakılır, az biraz kilolular cüssesiyle itibar görüp, zayıflar onlara gıptayla bakarlardı. Şimdilerde ise işler tersine döndü, zayıf olmak zayıflamak itibar, kilolu olmak ise hakir duruma düştü.
Hatta zayıflamak artık bir ticaret aracı haline geldi. Hapları, diyetleri, bantları, beslenme ürünleri gibi ürünlerle nasıl daha da zayıf olabilirim sorusu çözülmeye çalışılıyor.
Diyete yardımcı olduğu söylenen, metabolizma hızlandırıcı, açlık kapatıcı, vs. ürünler reklamlarında bahsedildiği gibi yararlı mı? Maalesef günümüzde alternatif tedaviler hakkında internette ve bazı yayın organlarında yararları ve mutlaka kullanılması gerektiği ile ilgili yazılar görmekteyiz. Daha da önemlisi de bütün bireylerin bu çekici sadece anektodal verilmiş mucizevi bilgilere inanarak hemen kullanması gerçeğidir.
Günümüzde diyet yapma popülerliliği ile birlikte diyetin bazı destekleyicilerle uygulanması hızla yaygınlaşıyor. Tüketicilerin bilinçlenmesi çok önemlidir. Bu nedenle herbal, doğal ve kanser maddelerini içermez ibareleri denetlense dahi birçok üründe kontrol edilemediği için risk taşımaz güvenle kullanabilirim anlamına gelmiyor.
Çoğu bitkisel olduğu iddia edilen bu ürünlerin bazılarının vücut yağında azalmaya yardımcı olduğu söylenirken, bazılarınınsa tokluk hissi yaratarak besin alımını azalttığı biliniyor.[1] Vücutta bunu sağlamak için ürünlerin içine konan katkılar ise bünyemize ne gibi etkiler yapıyor bakalım:
Coenzim Q 10: iştah kaybı, diyare, gastirit gibi ters etkileri bulunmaktadır. Günde 300 mg’ın üzerinde kullanmak karaciğer foksiyon enzimlerini yükseltmektedir. Ayrıca kanın pıhtılaşma süresini düşürdüğü bilinmektedir.
Dehidroepiandresteron: Daha çok performans arttırıcı etki olarak kullanılan bir hormon öncüsüdür. Ancak kadınlarda hepatite ve endometrial ve meme kanserine erkeklerde prostat kanserine, neden olduğu bildirilmiştir. Genç atletlerde kan lipidlerini yükselttiği, karaciğer problemlerine ve testislerde hipertrofiye neden olduğu bulunmuştur.
Ginseng: Stresin kaybolmasına, genel yaşamda yenilenmeye ve vücut fonksiyonlarının güçlendirdiğine inanılmaktadır. Çok sınırlı sayıda çok geçerliliği kabul edilememekle birlikte hipertansiyon, sinir sistemi bozuklukları ve diyare gibi sonuçlar olabileceği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.
Kava: Diyetlerde oluşabilecek sıkıntıları gidermek amacıyla kullanılmaktadır. Ancak İsviçre ve Almanya’da kullanan kişilerde karaciğer harabiyeti yarattığı hatta Alman 3 hastada karaciğer transplantasyonu gerektiren harabiyete kadar giden sorunların oluştuğu, bir hastanın da öldüğü rapor edilmiştir.
Ma Huang (efedrin): Kan basıncını düşürmede, santral sinir sistemi iyileşmesinde, kalp atım hızının arttırılmasında kullanılmaktadır. Genellikle kilo veriminin hızlandırılması için sıklıkla kullanılmaktadır. Çünkü Ma Huang iştahın kaybolması, metabolizmanın hızlanmasını sağlamakta ancak kan basıncını arttırdığı ve kalp krizine veya kalp harabiyetine neden olduğu için kullanımın güvenirliliği açısından soru işaretleri bulunmaktadır. Ayrıca, baş dönmesi, mide bulantısı, dikkat kaybı ve aneroksiya en önemli yan etkileridir.
Chromium Picolinate: Piyasada daha çok yağ yakıcı, kas kitlesini arttırıcı, kan şekeri kontrolünü sağlayıcı ve daha da önemli olarak kandaki yağ seviyesini azaltıcı etkilerinin olduğu sanılmaktadır. Vücuttaki yağ oksidasyonunu ve yağ yıkımını nasıl bir mekanizma ile tetiklediği bilinmemektedir. Günümüzde toksik etkisi gösterilememiştir.
Fish oil (Balık yağı): Kanın akışkanlığının artmasını sağlamaktadır. 3 aydan uzun süreli kullanımlarda römotoid artiritli hastalarda eklemlerde yumuşama, sabah uyanırken kuvvetin azalması gözlenmektedir.
Konjuge Linoleik Asit: Antidepresan kullananlar ve antikuogulan gibi kan akışkanlığını sağlayan ilaçların kullanımında ilacın biyoyararlılığını azaltmaktadır.
L-Carnitine: Yüksek doz carnitin alımı diyare ve mide bulantısına neden olmaktadır. [2]
Prof. Dr. Zeliha Yazıcı Zayıflama ilaçlarında “Orlistat” ve “Sibutramin” isimli iki temel etken madde olduğunu, bu ürünleri kullananların yüzde 30’undan fazlasında üst solunum yolu enfeksiyonları ve baş ağrısı görüldüğünü söylüyor. Orlistat içeren ürünlerde; yağlı dışkı, akışkan dışkılama, gaz çıkarma, dışkı kaçırma, karında ağrı, sarılık, pankreasta iltihaplanma, kan şekerinde düşme, rektumda ağrı, adet düzensizliği, endişeli olma hali, yorgunluk, diş ve diş eti rahatsızlıkları, idrar yolu enfeksiyonları, anjiyo ödem ve anaflaksi gibi önemli yan etkiler görülüyor. Sibutramin içeren ürünlerin kullanımı ise yüksek tansiyon hastalarında; kalp, böbrek ve karaciğer hastalığı olanlarda olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Sibutraminin ruhsal sorunlar yaşayan hastalarda depresyon ve intihar eğilimini tetiklediğini gösteren araştırmalar da bulunuyor.[3]
Görüldüğü gibi her destekleyici ayrı bir hastalık durumunda etkili olabileceği düşünülen veya azda olsa kanıtlanmış ürünlerdir. Zayıflatıcı ilaçlar, içeriklerinin katkı dolu olmasının yanında kullanılan diğer ilaçlar veya alınan besinlerle tehlikeli etkileşmeler gösterebilir, hastanın hayatını tehdit edecek derecede ciddi yan etkiler ortaya çıkarabilir. İçerdikleri maddeler Sağlık Bakanlığından onaylanmamış, bu nedenle tam bilinmeyen ve öngörülemeyecek metabolik ve psikolojik bozukluklara yol açabilecek, özellikle aktarlarda satılan hap ve ‘zayıflama çayı’ diye tabir edilen bu tür karışımların asla satın alınmaması gerekiyor.[4]
Doğal diye tanıtılan her şeyin otomatikman çok güvenli olmayacağını bilmek gerekir. Sağlığınızı daha iyi hale getirir ibaresi anlamı her zaman çok doğru olmayabilir, yardımcı olabileceği düşünülmelidir. FDA’ın da bildirdiği gibi, destekleyicilerin kalite kontrol ve pazarlama denetimi denetlenemediği için güvenliğinin endişe verici olduğu bilinmelidir.
Gebelik ve emziklilik döneminde bebeğin anne karnı ve dışındaki ortamda yapacağı etkiler nedeniyle bu ürünlerden kesinlikle uzak durulması gerektiği bilinmelidir.
Bireyler yeterli ve dengeli besleniyorlar, et, yumurta, kurubaklagil grubu, sebze ve meyve grubu, süt ve ürünleri, ekmek ve grubunu diyetlerinde bulunduruyorlar, hedeflenen kilolarını koruyorlar ve sağlıklarını tehdit edici sorunlar yaşamıyorlarsa herhangi bir destekleyici kullanmaları gerekmez. Ama ne yazık ki günümüzde zayıflama isteğinin artması ile bireyler gelişi güzel kilo vermek için bilgilerin internet ortamında bütün bireylerin önüne sunulması, bireylerin yaşam tarzlarına, beslenme durumlarına, her şeyden daha da önemlisi estetik görünüşlerine daha önem vermeleri ile bu diyet destekleyicilerinin popüler olmasına neden oluyor.
Temelde mevsime uygun sebze, meyve tüketimi olan, düzenli fiziksel aktivite yapan, bünyesine uygun besinlerle beslenen, kilosunu koruyan bireyler insanın yaşamı için gerekli bütün besin ögelerini sağlamış olurlar. Üzerinde doğal, diyet, şok yazan ürünlerden uzak durup kilo kontrolünü daha doğal yöntemlere bırakmalıyız. Önümüzdeki yazılarda bu yöntemlere dair bilgiler vereceğiz inşAllah…
Büşra Yaz ÖKTEN
[1] http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_284.htm
[2] http://www.afiyetle.com/201-Diyet_Urunleri,_Sagliga_Zararli_mi.html
[3] http://www.sagliklihayat.net/kilo-vermek/zayiflama-haplarinin-zararlari.html
[4] http://habersaglik.net/category/saglikli-yasam