Ramazanda Doğru Beslenme

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

Onbir ayın sultanı diye nitelendirilen Ramazan ayının gelmesiyle birlikte toplumumuzun beslenme şeklinde de büyük bir değişiklik yaşanır. Günün büyük bölümünde yemek yenmemesi sebebiyle sahur ve iftar yemeklerine ayrı bir özen gösterilir. Gece sabaha karşı yenen sahur yemeği ve tüm gün aç kalındıktan sonra yenen iftar yemeği büyük bir özenle zengin hazırlanır. Beslenme alışkanlığındaki bu değişime bağlı olarak eğer dikkat edilmezse sağlık sorunlarıyla karşılaşılabilir.

İftar sofralarındaki çeşit ve bolluk kültürel bir özellik haline gelmiştir artık toplumuzda. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğar. Uzman Çom’a göre, “İftarda yapılan en büyük hatalardan birisi, çok hızlı ve yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde, miktarı ve enerjisi yüksek besinler tüketilir. Bu da kilo alımına zemin hazırlar.”  [1]

Uzun bir açlık sonrasında aynı öğünde et, sebze çeşitleri, salata çeşitleri, tatlı çeşitleri, pilav veya makarna, pide, yoğurt gibi neredeyse bütün besin gruplarını bir arada alınca metabolizmaya binen yük artar. Bu durum bir ay boyunca devam ettiği için metabolik tepki olarak ramazan sonunda kişi kilo almış, sindirim ve boşaltım sistemi bozulmuş, kan biyokimya değerleri (kollesterol, trigliserit vs) yükselmiş olabilir. Burada unutulmaması gereken ramazanda vücudun enerji ve besin öğeleri gereksinimleri normal zamandakinden daha farklı olmaz. Yani oruç tutulacak diye daha fazla besin tüketmemek gerekmektedir. Bir öğünde çok fazla besin tüketimi yapmak ertesi gün yaşanacak açlık hissini azaltmaz.

Ramazanda iftar sofralarında yapılan diğer en büyük hatalardan biri de; açlık hissiyle birlikte gelen her şeyi bir anda tüketme isteğidir. Bu şekilde bir anda hiç aralıksız bu kadar karışık yenmesi oruçla vücuda sağlanan tüm faydaları yok edecek, hatta bünyeye zarar verecektir. Orucun manası olan açlık ve fakirleri anlama kavramları tıka basa yiyerek anlamlarını yitirecek vucududa hasta edecektir…

İftar sofralarında çorba- etli yemek- salata- yoğurt- hoşaf- meyve- pilav- ekmek- sebze- tatlı hepsi aynı anda tüketiliyor ve midede karman çorman bir hal alıyorlar. Halbuki beslenmede tüketilen besilenlerden yeterince faydalanabilmek için uyulması gerek bazı esaslar vardır.

Mesela;Proteinli yiyecekler (et, yumurta, peynir vs.) midede uzun zamanda hazım olunur. Karbonhidratlar, tatlılar, beyaz undan yapılmış yemekler, patates, meyve vs. midede çok durmadan bağırsağa geçerek orada hazmedilir. Su direk bağırsağa geçer. O yüzden önce su içmeli sonra meyve veya tatlı yenilmeli. Sonra sebze ve proteinli yiyecekler yenilmeli. Önce yemek yenilip, sonra meyve veya tatlı yenilirse, meyve hazım olmak için bağırsağa geçemez mayalanır, bütün yemek bozulur, çok gaz olur. Yemekten sonra yenilen meyve hazım olamadan mayalanır, ispirto, sirke asidi, gaz oluşturarak, çeşit-çeşit hastalıklara ve ayrıca siroz hastalığına ve kan şekerinin yükselmesine sebep olur. Yemekten sonra su veya çay içilirse, yemekten ayrılmadığı için mideyi genişletir ve hazmı zorlaştırır. Midede mayalanmış veya çürümüş yemek helal olmaz.[2]

İftarda boş mideye birdenbire yüklenmek, çok hızlı yemek, midede ağırlık, bulantı, gaz, yanma ve kabızlık gibi sorunlara yol açar, yemek sırasında su içmek de mideyi aşırı derecede şişirir. Oysa orucun en önemli özelliği bireyi bedenen ve manen bütün fazlalıklardan arındırmak, dinlendirmektir. Eğer bir günde alınması gereken besin öğelerini iftar, sahur ve gece öğünlerine eşit ve dengeli bir biçimde paylaştırabilirse ramazanda çok sağlıklı beslenilebilir ve hatta kilo alınmaz verilebilir.

Ramazanda gün boyu açlıktan sonra, kendini ödüllendirme isteği ile daha fazla besin tüketmektedirler. Ülkemizde yapılan araştırmalarda; iftar sofrasında normal bir insana yetecek yemeklerin 2-3 katından daha fazla yemek olduğu bulunmuştur.

Merhum MEs’ad Coşan (Rha) bir sohbetlerinde bu konuya değiniyorlar:

Hadi diyelim kazancımız helâl, lokma helâl, akşamleyin sofraya oturduk. Hatalarımızdan birisi nedir?.. İftarda çok aşırı yemek yiyoruz. Hem sıhhate aykırı, hem de orucun mantığına aykırı… Oruçlu aç duruyor ki, biraz nefsi zayıflasın, kalbi nurlansın, ruhu kuvvetlensin. Halbuki Ramazanda öyle yemek yiyor ki, iftarda, sahurda, arada; Ramazan’ın sonunda kilosu artıyor.

“–Bu Ramazan’da on kilo almışım, beş kilo almışım!” diyor.

Halbuki zayıflaması lâzımdı. Bunun için büyüklerimiz, alimlerimiz kitaplarda bunu da belirtmişler. Yâni iftarda da biraz hafif yemeli ki, açlığın faydaları, aç durmanın, oruç tutmanın manevî faydaları, maddî faydaları, sıhhî faydaları vücut üzerinde görülsün…

Sonra bazıları sahura kalkmayı kestirip atmak istiyorlar. “Ben dayanabilirim, akşamdan yer yatarım.” diyorlar. Sahura kalkmıyorlar uykuyu bölmeyelim diye… Halbuki Ramazan biraz uyukuyu yenmek, uykuyu bölmek çalışmasıdır bence… Bu Ramazan’da önemli bir husustur. Nefsimizi yenmek için bir idmandır Ramazan… Özellikle sahura, uykuyu bölüp kalmak lâzım. Çünkü gece kalkmaya alışma çalışmasıdır Ramazan… Sahura yemek yiyeceğiz diye kalkıp, bir ay sahur vaktinde, seher vaktinde uyanmayı öğrenince, senenin öbür zamanlarında da o güzel vakitte kalkıp ibadet etmeye bir alıştırmadır, yemekli alıştırmadır diye düşünüyorum ben… Onun için sahura kalkmayı da hararetle tavsiye ediyorum.

Sahura kalkmamak da yanlıştır, sahur sünnettir. Eski ümmetlerle bizim ümmetimiz arasında, ümmet-i Muhammed arasındaki fark, onların oruçlarıyla bizim orucumuz arasındaki fark, bizim sahura kalkmamızdır. Sahura kalkmak sünnettir. Sahur yemeği berekettir, feyizdir. Onun için sahura kalkmayı da ihmal etmemeli!.. “Akşamdan yeyip yatarım, sahura kalkmam!” sözü doğru değil.[3]

Uzmanlara göre; Kan şekerinin dengeli gitmesi için sahura mutlaka kalkılmalı ve kan şekerinde ani değişiklik yaratmayacak, emilimi yavaş olup midede uzun süre kalacak protein ve lif içeriği yüksek besinler tercih edilmelidir. Çünkü, Ramazanda bireylerin günlük enerji, protein, vitamin ve mineral ihtiyacı değişmemekte ancak aç kalınan süre uzamaktadır. Bu nedenle sahurda çok yemek yerine daha yavaş sindirilen ve daha uzun süre tokluk hissi sağlayan proteinli ve lifli yiyecekler tercih edilmelidir.

Bu besinler; tam tahıllı ürünler, süt ürünleri, et çeşitleri, yumurta, sebze ve meyvelerdir. Sahurda ağır yemeklerden kaçının ve bol bol sıvı tüketin” uyarısı yapan uzmanlar, tok tutucu özelliğinden dolayı yumurtanın tüketilmesini öneriyor. Sahur yemeğinde hafif bir kahvaltı yapılmalı. Çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli Öte yandan kepekli makarna, bulgur ve esmer pirinçten yapılan yiyecekler, beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, bol bol sebze ve salata yemek gerekiyor.[4]

Lifli yiyecekler tercih edilerek, Ramazanda en sık görülen sorunlardan biri olan kabızlık problemi de önlenebilmektedir. Beyaz undan yapılmış hamur işleri ve şekerli yiyeceklerden ise, insülin salgısını uyararak çabuk acıkmaya neden oldukları ve kabızlığı tetikledikleri için kaçınılması gerekir. Ayrıca sahurda içilen siyah çay idrar söktürücü özelliğinden dolayı gün içinde susamaya sebep olduğundan alternatif bitki çaylarıyla bu istek geçiştirilmelidir.

Uzman  Zeynep Caferoğlu, Ramazanda en sık görülen sağlık problemlerinden birisi olan reflüden korunmak için kızartma ve kavurmalar, salam, sucuk, sosis gibi çok yağlı ve çok baharatlı, tuzlu yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini vurgulayarak, bu tarz yiyeceklerin çok fazla susamaya neden olacağı için uzun yaz günlerinde oruç tutmayı daha da güçleştireceğini, ekmek yerine makarna veya pilav gibi yiyecekler de tüketilmesini tavsiye ederek, ancak ağır hamur işleri, kızartma ve kavurmalar, tatlılar gibi yiyeceklerden uzak durulmasını öneriyor. [5]

Oruç tutarken sağlıklı beslenme kurallarına dikkat edilirse, besin seçimlerini ve miktarları bireye özgü ayarlanırsa; vücudun toksinlerden arınması, metabolizmanın dinlenmesi sağlanarak oruç asıl amacına ulaşılabilir. Bu şekilde oruçlu insanda uyarılan salgılar azalır. Mide ve bağırsak sistemi dinlenir. Rahat bir oruç geçirebilmek için iftar öğününüzü kendi içinde ikiye bölün ve iftar saatinden 2–3 saat sonra ikinci kısmı tüketin. İftarla beraber bir kâse çorba ve kahvaltılıklar yeterli olacaktır. Menüde yer alan diğer yemekleri ikinci öğününüze saklayın. [6] Bir anda her şeyi tüketmeyin.

İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanmalı. 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmeli. Ramazan ayında insanlarda tatlıya karşı istek artmaktadır. [7] Eğer tatlı ve meyva yenecekse ya ilk olarak meyva sonra tatlı yenmeli. Ya da tüm yemekler yendikten 3-4 saat kadar sonra tüketilmelidir.[8]

Gün içerisinde nasıl irademizi koruyabiliyorsak, iftarla sahur arasındaki zaman diliminde de bizi kışkırtan, buzdolabının önünde dolaşmamızı sağlayan yiyeceklere karşı da iradeli olmalıyız. Ölçülü ve yerinde tüketim ile hem damak tadımızı hem de sağlığımızı muhafaza etmiş oluruz…

Büşra Yaz ÖKTEN

[1] http://www.helalvedogal.com/bakanliktan-ramazan-ayinda-beslenme-uyarisi/

[2] Aidin Salih,Gerçek tıp

[3] Ramazan ve güzel ameller/ramazanın incelikleri/M.E.Coşan

[4] http://www.ntvmsnbc.com/id/25121840/

[5] http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/15492546.asp

[6] http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_1461.htm

[7] http://www.kurumsalhaberler.com/amerikanhastanesi/bultenler/ramazanda-beslenme/

[8] http://www.kalitelihayat.com/haber/ramazanda-beslenme-uyarilari-60586.htm

Haber Linkleri

İsrail büyükelçisine protesto
Ayrımcılığın cezası
Hastanelerde sanatın şifaya etkileri
Eşinin yokluğuyla kararan hayatını bütün şehri boyayarak aydınlattı

Ehlinden...

Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.

M. Nureddin ÇOŞAN

Akwa Tanıtım Filmi

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video 

Son Yorumlar