Bismillahirrahmanirrahim
İmam-ı Rabbanî Hz, “Ben sözlerimle Muhammed’i (sav) övmüş olmadım, aslında sözlerimi Muhammed’le (sav) övmüş ve güzelleştirmiş oldum” derken Rasulullah (sav) Efendimizin, sözünün geçtiği her mekanı, her kelimeyi güzelleştirdiğini ne güzel ifade etmiş. Kendinden sonraki hatta önceki devirlere ilham olmuş , İsmi Rabb`ininkiyle hep yanyana yazılmış, hiç ayrılmaz bir birliktelik tablosu çizmişler. İnsanlar ondan önce de, sonra da O`nun kurtarıcılığını gözlemiş, karanlıkları aydınlığa kavuşturmasını beklemiş, ismiyle huzur ve afiyet bulmuşlar.
O yaratılanların en şereflisi olma ünvanını taşırken, biz de onun sevgili ümmeti olma şerefini almışız .Yani en kıymetlinin, kıymetlisi olmuşuz…Ne mutlu…Bunun değerini bilmek, sorumluluklarımızın bilincinde olmak gerek.
Hakkında nice kitaplar yazılmış, nice güzel sözler söylenmiş, konferanslar, tezler, araştırmalar yapılmış, şiirler… yayınlanmış. Kimse belki de yeterince ve hakkıyla onu tarif edememiş.
Kutlu doğum haftası münasebetiyle, kimler onun hakkında ne demiş, yani kimler onunla sözlerini övmüş ve güzelleştirmiş diye bir bakalım istedik..
Ne o anlatılmakla eskiyecek, bıkıp usanılacak, ne de biz onu anlatmaktan yorulacak degiliz. Ama sözün güzeli, kısa olanıdır deyip, mekanı söz ehline bırakalım…
…”Muhammed halkının parlak bir örneğiydi. Karakteri tertemiz ve saftı.. Evi, yemeği, elbisesi, nadir bulunan bir sadeliğin sembolüydü.. Yani ne arkadaşlarından gördüğü özel bir saygı şekli vardı, ne de kölelerinin kendisi için yapabileceği bir hizmeti kabul etme iddiasındaydı….Her an herkes için ulaşilabilir bir insandı. Hastaları ziyaret ederdi ve herkese acırdı. Yardımseverliği, cömertliği ve toplumun refahı için çalışma isteği sınırsızdı…”
…”Büyük amaçlar, küçük araçlar ve şaşırtıcı sonuçlar; eğer bu üç şey insan dehasının kriterleri olsaydılar, kim Muhammed ile tarihteki herhangi büyük bir insanı mukayese etmeye cesaret edebilirdi?
Bir çok meşhur insan orduları, kanunları ve imparatorlukları oluşturdular. Gözlerinin önünde parçalanıp giden maddi kuvvetlerden başka ne kurdular. Fakat O, Sadece orduları, yasaları, imparatorlukları, halkları, hanedanları değil, milyonlarca insanı da harekete geçirdi. Bundan daha fazlası, mihrapları, putları, fikirleri, inançları ve ruhları kökünden sarstı.
Her harfi kanun olan Kutsal kitabın temel noktasından hareketle, her dilden ve ırktan insanları biraraya getiren manevi bir milliyet yarattı.Yalancı ilahlardan nefret etti. Tek ve maddi olmayan bir Tanrıyı sevmeyi müslüman ümmetine silinmez bir karakter olarak bıraktı…”
…”Milyonlarca insanın kalbine tartışmasız hakim olmuş birinin hayatını öğrenmek istiyordum. Okuyunca kesin olarak inandım ki, o yıllarda İslamın bir yer kazanmasında kılıcın bir rolü yoktu. Peygamberin tam olarak kendini geri planda bırakması, sözüne sedakati, vicdanlılılığı, onu takip edenlere ve dostlarına özverisi, yiğitliği, korkusuzluğu, üstlendiği görevde Allah`a tam güvenmesi kesin ve yalındı. Bu özelliklerle bir zorluğun üstesinden gelmek için ille de kılıç taşımak gerekmiyordu…Peygamberin hayatını anlatan kitabın ikinci cildini bitirdiğimde, bu muazzam hayata dair daha fazla okunacak bir şey olmayışından dolayı son derece üzgündüm…”
…”Avrupa ve İngiltere`de önümüzdeki yüz yıllar içinde bir dinin hakim olma şansı varsa bu ancak İslam olabilir…
…Muhammed`in hayatını inceledim, hristiyanlığa karşı biri olarak benim görüşüme göre O harika bir adam, O`nu “İnsanlığın Kurtarıcısı “olarak çağırmak gerekir…”
…”Hiç bir din İslam kadar hızlı yayılmamıştır. Batıda yaygın bir inanç vardır ki; müslümanlık kılıç zoruyla yayılmıştır. Fakat modern bilim adamı bu fikri asla kabul etmez..Ve Kur`an`ın vicdan özgürlüğünü desteklediği çok açık ve seçiktir..”
…”Tarih kesin olarak göstermiştir ki; dünyayı kılıçtan geçiren ve İslam”a girmeye zorlayan fanatik askerler efsanesi tarihçilerin tekrar edip durduğu, en saçma en anlamsız ve en abes safsatalardan biridir…”
…” Benim, ünlülerin en ünlüsü olarak Muhammed’i tercihim , O’nun hem peygamberliği, hem de dinî ve dünyevî seviyede fevkâlâde başarılı olmasıdır. İnsanlık ahlâkı, felsefî ve hukukî olarak İslâm’dan daha mükemmel bir din görmemiştir. Hz. Muhammedin vefatından sonra da İslâm, dünyanın doğusunda ve batısında yayılmaya devam etti. Dünyada hâlâ bir çok insan kalpleriyle ve akıllarıyla İslâm’a yöneliyor. Hz. Muhammed’in davet ettiği din, 14 yüzyıl önce medeniyetin ve kültür merkezlerinin dışındaki bir bölgede doğmuştu. Ve zor şartlar altında yol aldı. Buna rağmen İslâm, dünyanın her yönüne yol buldu. Ve inanıyorum ki Muhammed gibi, her yönüyle mükemmel bir insan, bir daha gelmez…”
…”Peygamberler, fâtihler arasında târih-i hayâtı; Hz. Muhammed’in Târihi gibi, en ince teferruâtına kadar, en mevsuk şekilde kayd ve zapt olunan bir kimse gösterilemez…”
…”Büyük İslâm Peygamberi Yüce Yaratıcı’nın katına çıkıp onunla buluşmuştur. Ben Mirac’a bütün kalbimle inanıyorum…”
Hazırlayan; Rabia YENER
http://www.cyberistan.org/islamic/quote1.html#gandhi
http://www.gizliilimler.tr.gg/Yabanc&%23305%3Blar&%23305%3Bn-Dilinden-Hz-.-Muhammed–k1-SAV-k2-.htm