Amerikan tarihinde gelmiş geçmiş en büyük ve en etkileyici iki kişi var. Bunlardan biri Malcolm X, diğeri Martin Luther King Jr. Her ikisi de aynı dönemde yetiştiler, Amerika`da ki ırkçılığa karşı çıktılar ve yine her ikisi de bu uğurda öldürüldüler.
Malcolm X`in yaşadığı dönemde, zenciler otobüsün istedikleri yerinde oturamazlardı. Beyazlar otobüse bindiğinde onlara yer vermek zorundaydılar. Beyazlarla aynı okula, aynı lokantaya veya aynı tuvalete gidemezlerdi. Oy kullanma hakları da yoktu.
Abraham Lincoln 1863`de köleliği resmen kaldırmıştı ama aradan yüz yıl geçmesine rağmen zenciler Amerika`da hala köle muamelesi görüyorlardı. Malcolm X ve onun gibi düşünenlerin mücadelesi, bu haksızlık ve adaletsizliği ortadan kaldırmak, ülkeleri Afrika`dan koparılmış; Amerika`ya köle olarak getirilmiş atalarına layık oldukları saygınlığı yeniden kazandırmak ve çocuklarına miras bırakacakları diğer insanlarla eşit haklar ve hürriyetler mücadelesi idi.
Asıl ismi Malcolm Little olan Malcolm X, 1925`de Omaha Nebraska`da doğdu. Babası radikal zenci bir papaz olan Malcolm X, daha çok küçükken, ırkçı beyazların (Ku Klux Klansmen – Bakınız; (http://en.wikipedia.org/wiki/Ku_Klux_Klan ) babasını tehdit etmesi üzerine, bir kaç defa ev değiştirirler. Fakat babasına yönelik şiddet faaliyetleri bununla bitmez. En son gittikleri Michigan`da evlerini yakar ve babasını öldürürler. Annesinin üstüste gelen sıkıntılardan, aklı dengesini yitirmesi ve bir hastaneye yatırılması üzerine, bütün kardeşleri ayrı ayrı koruyucu ailelere verilir. Kendisi de bir koruyucu ailenin yanındayken, çalışmak için15 yaşında okulu bırakır. Koruyucu ailenin yanından ayrılıp kızkardeşiyle birlikte Boston`a gelir.
Bu dönemde, hemen hemen bütün suç faaliyetlerine katılır; hırsızlık, esrar ve daha kötüleri… Sonunda çaldığı bir saati satmaya çalışırken yakalanır ve 10 yıl hapse mahkum edilir.
Hayatının hapiste geçen dönemi için, Malcolm X “İnsanın, düşünmeye ihtiyaç hissettiği zaman, önce hastaneye, sonra da hapishaneye düşmesi lazım” diyerek hapishane hayatının ona kazandırdıklarını anlatmaya çalışır.
Malcolm X hapiste çok düşünür. Kitap okur ve hayatını gözden geçirir. Kim olduğunu ve köklerini keşfeder. Erkek kardeşinin kendisine dışardan getirdiği kitap ve yönlendirmelerle, Alijah Muhammad`in grubu Nation Of İslam’a( http://en.wikipedia.org/wiki/Nation_of_Islam) katılıp müslüman olur. Malcolm Little ismini Malcolm X olarak değiştirir. X soyadı ex(eski)-sigara içen, ex-içki içen, ex-hristiyan, ex-kole olarak, henüz başladığı yeni hayatını sembolize eder. Bazıları ise Afrika`dan, köklerinin bilinmeyen bir yerden geldiği için bu ismi aldığını söylerler. Hapisten çıkışından sonra Alijah Muhammad ile çalışır ve New York Harlem Camii`nin lideri olur. Nation Of İslam yani Alijah Muhammad`in başı olduğu, zenci müslüman hareketi; siyah, beyaz ayırımı yapan, zencilerin üstünlüğünü savunan, hemen hemen bütün peygamberlerin zenci olduklarına, beyazların şeytan olduğuna, Alijah Muhammad`in peygamber olduğuna ve Allah`tan mesajlar getirdiğine inanan ve taraftarlarına, ırkçı beyazlar kendilerine saldırırsa, daha kuvvetle saldırmalarını söyleyen, ırkçı ve saldırgan bir oluşumdu. (Nation of İslam hareketi, Alijah Mumammed`in ölümünden sonra bu ırkçı tutumlarından vazgeçtiklerini iddia ediyorlar. Hareketin şu anki lideri Louis Farrakhan`dir. ) Malcolm X`de bu fikirlerin en ateşli savunucusu oldu, keskin zekası, güzel ve etkileyici konuşmasıyla, kısa sürede Amerika`da en etkileyici konuşmacıların arasına girdi. Alijah Muhammad`in sağ kolu oldu. Tarihçilere göre Malcolm X`in bu fikirleri benimsemesinin sebebinin, babasının çocuk yaşta beyazlar tarafından öldürülmüş olması, gençlik yıllarında zencilerin kölelikten kurtulmuş oldukları halde, hala köle muamelesi görmeleri ve biraz da tabiatındaki hırçınlıktan kaynaklandığını söylerler.
Gerçek İslamiyetle tanışması ise, 1964`de Mekke`yi ziyaretiyle olur. Mekke`de siyahların ve beyazların, her türden insanın bir arada tavaf yapışı ve hep bir ağızdan büyük bir nizamla Lebbeyk deyişi, onu çok etkiler ve sünni müslüman olur. Beyaz ve siyahların kardeş olduklarına inanmaya başlar. Bir konuşmasında bu gerçeği şöyle dile getirir Malcolm X; “Alijah Muhammad bize beyaz adamın Mekke`ye giremeyeceğini öğretmişti, biz de ona inanmıştık. Fakat Mekke`ye vardığımda gördüm ki sarışın beyaz, kızıl ve soluk benizli, zenci, mavi gözlü,.. her türden insan, kardeşçe bir aradaydı. Onları yakından gözledim; Anladım ki Amerika dışında kendilerine beyaz diyen insanlarla, Amerika`da kendilerine beyaz diyenler, birbirlerinden çok farklı idiler, Amerika`da beyaz kelimesi; patronluk ve üstünlük ifade ederken, orda ise, beyaz beyazdı, o kadar, başka bir şey değil….”
“…Irkçılığın her çeşidine karşıyım, hangi çeşit ırkçılık olursa olsun, ayrımcalığın ve ırkçılığın hiç bir çeşidine inanmıyorum, ben İslama inanıyorum.”
Bu sözler ve fikirler, Alijah Muhammad cephesinde derin bir şok etkisi yaptı ve Malcolm X adeta düşman ilan edildi.
Mekke dönüşünde Alijah Muhammed`in Nation Of İslam hareketinden ayrıldı. Beyaz ve zencilerin birlikte üye olabilecekleri Afro-Amerikan organizasyonunu kurdu ve düşüncelerini, fikirlerini Harlem`de anlatmaya başladı. Bir çok ülkeyi ziyaret edip, üniversitelerde konuşmalar yaptı, gerçek İslami ve gerçek din kardeşliğini anlattı. Mısır`i ziyaretinde tanıştığı Dr. Mahmoud Youssef Shawarbi`nin bir hadis-i şeriften yola çıkarak söylediği şu sözlerinden çok etkilendiğini anlatır “No man has believed perfectly until he wishes for his brother what he wishes for himself ” (Hiç bir kimse kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe, gerçekten inanmış olmaz)
Bu olaylar ve fikirler, Alijah Muhammed`in Malcolm X`e karşı derinden derine düşmanlık ve öfkesinin artmasına, sonunda ise Malcolm X`i alenen tehdite dönüşür. Artık Malcolm X hiç bir yere koruması olmadan çıkamaz duruma gelir. Nihayet bu öfke ve nefret, Malcolm X`i dört çocuğu ve karısının önünde Herlem`de bir konuşmasından hemen önce kürsüye çıktığı bir sırada öldürülmesiyle sonuçlanır. Malcolm X, 1965`de Alijah Muhammad taraftarları tarafından öldürüldüğünde henüz 40 yaşını doldurmamıştı. ..
Malcolm X, her şeyden önce bir zenci idi ve zenci hakları savunucusydu. Yaşadığı dönemde, zencilerin kendi köklerini bulmalarına, kendi köklerinden ve kendilerinden utanmamalarına, zencilerin atalarını iyi tanımaları gerektiğine inandı. Amerikalılar bizi kendi köklerimizden uzaklaştirdi, kendi köklerimize düşman etti ve dolayısıyla kendimizden nefret ettirdi, kendileri de bizden nefret etti, dediği söyleminin devamında bu gerçeği çok güzel bir şekilde dile getiriyor. "Because you can`t hate the roots of a tree, and can`t hate the tree, you can`t hate your origin and not end up hating yourself. You can`t hate Africa and not hate yourself.” Yani “Ağacın kökünden nefret edemeyeceğiniz için ağaçtanda nefret edemezsiniz, geldiğiniz yerden, Afrika`dan da, kendinizden de nefret edemezsiniz. ” diyordu…
Önceleri, şiddet yanlısı ve beyazlara karşı olan hareketi, hacca gittikten sonra değişti ve beyaz siyah kardeşliğine inandı. Ölmeden önceki son bir yılını gerçek İslami öğrenmek, gerçek İslam kardeşliğini anlatmakla geçirdi. “Herkes için bir kardeşlikten yanayim, beyaz veya siyah, hepsi kardeşimizdir, başkaları da isterse bizimle kardeş olabilirler, fakat kimseyi bizim gibi düşünmeye zorlayamayız, biz kardeşliği yaşayacağız, ama bizimle kardeşlik istemeyen bizi sevmeyen birinin etrafında zorla bizimle kardeş ol diye dolaşıp duracak değiliz.” diyerek, kardeşlik hislerinin zorla oluşamayacağını dile getirdi.
Fikirleri ve sözleriyle şüphesiz gerçek bir insan hakları savunucusuydu o. Sadece Amerika`da değil bir çok ülkede benzer ayrımcılıkları yaşayanlar için örnek oldu.
Tarih bize göstermiştir ki, bazı şeyler kaçınılmazdır ve hiç bir şey boşuna yaşanmamıştır. Bugün geçmişe dönüp baktığımızda, bunun doğruluğunu bir kez daha anlıyoruz.
Yaşadığınız tecrübeler, ibret olmasın ama herkese güzel örnek olsun sevgili okuyucular…
Hazırlayan; Rabia YENER
Kaynak kitap; Speeches That Changed The World-Smith Davies
Website; http://en.wikipedia.org/wiki/Malcolm_X
http://www.africawithin.com/malcolmx/malcolm_bio.htm