Gemici Sinbad'ın Keşfedilmeyi Bekleyen Ülkesi: Umman

Kullanıcı Oyu:  / 1
En KötüEn İyi 

Umman, Güneybatı Asya’da, Arap yarımadasını’nın güneydoğu kıyısında yer alır. Kuzeybatıda Birleşik ArapEmirlikleri, batıda Suudi Arabistan, güneybatıda ise Yemen ile sınır komşusudur. Güneyde ve doğuda Hint Okyanusu, kuzeydoğuda ise Basra Körfezi ile çevrilidir.

Umman, müslümanlığı  7. yüzyılda benimsemiş. Yarımadanın coğrafî kopukluğunun ortaya çıkardığı elverişli ortamda kolayca yayılma imkanı bulan Hariciliğe bağlı İbadiye mezhebi,

aynı zamanda bölgede siyasi birliğin sağlanmasına zemin hazırlamış. Büyük kabileler ve dinsel önderler arasındaki anlaşmayla belirlenen imamların yönetimi, Benu Nabhan’ın başa geçtiği 1154′ ten sonra yerini istikrarsız hanedanlara bırakmış. Öte yandan, 1507′ de Maskat’a saldıran Portekizliler, kısa sürede bütün kıyı şeridini ele geçirmişler. 1624′ te imam seçilen ve kabile çatışmalarına son veren Nasr bin Mürşid, Portekizlileri bölgeden çıkardığı gibi İran ve Doğu Afrika’daki Portekiz kolonilerini de Umman’a bağlamış.

18. yüzyılda Hinavi ve Gafiri kabileleri arasında başlayan iç savaş, İran hükümdarı ın 1737′de Umman’ı ele geçirmesiyle sonuçlandı. İran kuvvetlerini yenilgiye uğratan ve tarafların uzlaşmasıyla imamlığa seçilen Ahmed bin Said, güçlü bir yönetim kuran bin Said hanedanının temellerini atmış. Önce Seyyid, daha sonra da, sultan olarak anılan üyeleri, yeni fetihlerle Umman’ın deniz ticaretini güvence altına almışlar.

İbadiye imamına bağlı kabilelerin saldırılarına karşı koyamayan Teymur bin Faysal (1913-32), İngilizlerin arabuluculuğuyla iç kesimde özerk bir imamlık yönetimi kurulmasını kabul etmiş. Suudi Arabistan’dan destek gören İbadiye imamının bağımsızlık girişimini gene İngilizlerin yardımıyla boşa çıkaran ve 1959′da bütün ülkede denetimi sağlayan Said bin Teymur’un (1932-70) baskıcı politikaları, 1965′te Dofar bölgesinde sol eğilimli Umman Halk Kurtuluş Cephesi’nin bir gerilla mücadelesine yol açmış. Bir saray darbesiyle babasının yerine geçen Kabus bin Said, 1975′te bu ayaklanmayı bastırdıktan sonra yönetimini sağlamlaştırma yönünde adımlar atarak geniş çaplı bir modernleştirme programına girişmiş.

Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler’e 1971′de katılan Umman, 1981′de de Körfez İşbirliği Konseyi’nin kurucu üyeleri arasında yer almış. A.B.D ile sıkı ilişkilerin yanı sıra ılımlı Arap devletleriyle yakınlaşmaya girerek Umman’ı dış dünyaya açılmasını sağlayan sultan Kabus yönetimi, İran-Irak savaşı boyunca tarafsızlık politikası izlemiş.

Umman’ın nüfusu 3 milyon bile değil, ama nüfusun nerdeyse yarısı Hint, Pakistanlı ve diğer yabancılar oluşturuyor. Avrupalı ve İranlılar da var, Arapçanın yanı sıra 2. dil ingilizce de yaygın kullanılıyor. 1970 den beri Sultan Kabus tarafından yönetilen ülkede çoğu krallıkların aksine halk Sultan Kabus’u çok seviyor, haksız da sayılmazlar, çünkü ülke onun zamanında çok yol katetmiş. İlginç kanunları var Sultan Kabus’ un. Mesela, komşu Birleşik Arab Emirlikleri’nin şehirleri gibi gökdelenler yok Muskat’ ta, çünkü kral izin vermiyormuş. Bütün evler bahçeli ve  beyaz badanalı, bu da şehre orjinal bir hava katıyor.

Ummanlılar modernlik ve gelenekselliği çok iyi harmanlamışlar, ne fazla batı düşkünü,ne de fazla tutucular. Mesela genç kızlar genelde istedikleri bölümde eğitim alabiliyor ve çalışabiliyor, hanımlar araba kullanabiliyor. Erkekler ise saygılı ve kibarlar. Diğer arapların aksine başlarına puşi değil, sarık sarıyolar. Sarıklı ve geleneksel kıyafetleri, çok hoşumuza gitmişti. Çünkü maalesef artık dünyada sarık saran müslüman fazla kalmadı. Ülkede her milletten yabancılar yaşadığı ve Avrupa’dan neradeyse 1 milyon turist geldiği için, yabancılar dikkat çekmiyor, rahatsız olmuyorsunuz sokaklarda dolaşırken. Kılık kıyafet hususunda yerli olmayanlar istediği gibi giyinebiliyor, fakat halka açık mekanlarda, bilhassa turistleri uyaran, çok açık kıyafetler giyilmemesini rica eden uyarılar da yok değil.

Umman' ın başkenti Muskat, Hint Okyanusu ve Basra Körfezi’nin buluştuğu köşede, yani Arap Yarımadası’nın güney doğusunda bulunuyor. Şehrin nüfusu yaklaşık 2 milyon, yani ülke nüfusunun büyük çoğunluğu başkentte ve bu nüfusun yarısı da yabancılar. Diğer petrol zengini ülkelerde göremediğimiz bir şey; Ummanlılar ülkede yabancılar olmasına rağmen hizmet sektöründe kendileri de çalışıyorlar, mesela taksicilik işini sadece Ummanlılar yapabiliyor.

Muskat’ ta çok geniş kumsallar var ama yerli halk pek denize girmiyor, sadece bazen çocukları görüyorsunuz. Genelde aileler akşamları sahil kenarına piknik yapmak için iniyorlar, dolayısıyla yüzmek için çok müsait, sakin ve de sıcak bir suyu var. Onun dışında, ilgilenenler için, okyanusta dalış yapmak için pek çok kurs ve şirket var sahillerde.

Şehrin mutrah denen eski kısmında bizim kapalıçarşıyı andıran ama daha küçük bir souk (çarşı) var.  Gümüş el işçiliği çok yaygın olduğu için hediyelik gümüşler, ve yerel zenginlikleri görmek için birebir.

Muskat, çok temiz bir şehir. Dünyanın en temiz şehirlerinden bir seçilmiş. Şimdiye kadar gördüğümüz en temiz, ferah ve de hanımların kullanımı için en güzel tasarımlı camileri bu şehirde rastladık. Hanımlar kısmı genelde erkeklerin binasından bağımsız, girişleri ayrı ve abdest vs. ihtiyacı için de bu ayrı kısmın içinde özel, temiz, ferah mekanlar var.

Şehirdeki en büyük camii belki de dünyadaki en büyükler arasında da olabilir, Sultan Kabus’ un annesinin adına  933.000 metrekarelik alanda yaptırdığı devasa (toplam inşaat alanı 416.000 metrekare) ama bir o kadar da zarif cami. 1122 ampülle aydınlanan kristal avizesi yerden elli metre yüksekte, camekan kubbesine bakmaya doyamıyorsunuz. 4 Mayıs 2001 günü büyük törenlerle ibadete açılan bu camide aynı anda 6600 erkek, 750 kadın ayrı bölümlerde namaz kılabilirken 8000 kişilik bir de dış avlu planlanmış. İşte bu dış avlu çok güzel, huzurlu ve tertemiz. Caminin tabanını 21 ton ağırlığında, 1.700.000.000 düğümden oluşan yekpare halı kaplıyor. Halk genelde cuma namazını bu camide kılıyor ve cuma namazı canlı yayında televizyondan yayınlanıyor.

Muskat, adeta çölde bir vaha gibi. Yol boyunca,  her kavşağa ülkenin sembollerinin heykelleri yerleştirilmiş; bir hançer, bir ibrik, hisar formunda bir tütsü kabı… 

Merkeze yaklaşırken, denizle yol arasında önce bakanlıkları, sahil şeridinde de tüm ülkelerin büyükelçiliklerini görüyoruz. Her şey son derece düzenli ve özenli. Bir kentin kimliğini yitirmeden de modernleşebileceğinin göstergesi gibi duran evler dört ya da beş katlı, ama hep bembeyaz badanalı. Asırlardır dört bir yanındaki binden fazla kale, gözetleme kulesi ve hisarlarıyla ünlenen Umman’ın bu özelliği yeni yapıların üslubuna da aynen yansıtılmış. Yapıların vazgeçilmezi, yine Arap mimarisinin klasiği olan kemerli pencereler. Sahilde pencere pervazları Ege adalarını hatırlatır biçimde maviye boyanmış. Cumbalı balkonlardan begonviller sarkıyor.

Umman’ ın İslami yaşantısına gelince, mevcut tarihi belgeler uyarınca Peygamberimiz Hz. Muhammed sav. kendi has sa­habelerinden bazılarını zamanın büyük padişah ve krallıklarına gönderip onları İslam davet ettiği zaman Umman’ın o dönemki padişahı Celendi Azodi’nin oğulları Cifer ve İyad’a da Amr bin As Sahmi vasıtasıyla bir davet mektubu gönderdi. Aynı kaynaklarda Umman yöre­sinde ilk İslam’ı kabul eden kişinin Mazen bin Gazube adında biri olduğunu gösteriyor. Bu şahıs Peygamberimizin huzuruna çıkarak, kelimei şehadeti okuyup İslam dinini ka­bul eder ve peygamber efendimiz Hz. Muhammed sav. de  onun ve Umman yöresi halkı hak­kında hayır duada bulunur. Kısacası Umman yöresi İslam’ı ilk kabul eden yörelerden biri olup her zaman İslam’ın kalelerinden biri olmuştur.

Umman’ın resmi mezhebi her ne kadar Abaziyedirse de şu anda ülkede muhtelif mezheplere mensup olanlar kendi aralarında kardeşlik ve vatandaşlık ilişkileri içerisinde huzurlu bir hayat sürdürüyorlar. Muhtelif inanç mensupları arasında gözle görülür samimi bir ilişki cereyanda olup hoşgörü ve dostluk egemendir. Özellikle Abazilerin Şia mezhebi mensuplarına karşı yaklaşımı daha kardeşçe ve dostçadır ve Umman’ın şu anda İran’la yakın dostluk ilişkilerinin kaynağı da bir nebze bu meseleye dayanmaktadır. Hatta iki ülke halkı arasında yakın ve sıkı kültürel işbirliği ve karşılıklı gitgeller ve ziyaretler mevcuttur.

İlgilenenler için Umman Rehberi

THY başkent Muskat’ a hafta da bir kaç kere uçuyor. Yolculuk 6-7 saat kadar sürüyor. Sadece Doha-Katar’da bir saatlik bekleme süresi var. Muskat – Umman seyahati için en uygun dönem Ekim- Kasım- Aralık. Sıcaklık 25C civarında.

Çalışma saatleri: 09.00 – 13.00 / 16.00 – 19.00

Saat farkı: Oman, Türkiye’den bir saat ileride.

Para birimi:  1 Umman Riyali yaklaşık 2,5 dolar.

Huriye KAHRAMAN

Haber Linkleri

İsrail büyükelçisine protesto
Ayrımcılığın cezası
Hastanelerde sanatın şifaya etkileri
Eşinin yokluğuyla kararan hayatını bütün şehri boyayarak aydınlattı

Ehlinden...

Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.

M. Nureddin ÇOŞAN

Akwa Tanıtım Filmi

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video 

Son Yorumlar