Paterson Amerika’nın hemen her bölgesinden Türk ve müslümanların marketlerinden alış veriş yapmak, lokantalarında yemek yemek, camilerinde namaz kılmak için uğradıkları bir yerdir.
Ulu Cami ise, kendinizi ülkenizde hissedebileceğiniz mekanlardan sadece biri burada. Cami bakımlı, temiz ve düzenli olduğu kadar, cemaati de bir hayli kalabalık. Türkiye’deki camiler gibi yüksek ve derin bir kubbesi yok belki ama, insana huzur veren bir havası var.
Ulu Cami 1978′de Türk ve diğer müslüman ahalinin yardımlaşmasıyla, kiliseden camiye çevrilmiş, önceleri kendi imkanlarıyla imam bulma görevini, 2003`den beri Diyanet İşleri Başkanlığı üstlenmiş. Son yıllarda yapılan çalışmalar, gözle görünür biçimde caminin çehresini değiştirmiş. Caminin alt katı ve tuvaletler yenilenmiş, çocukların ve gençlerin vakitlerini cami bünyesinde geçirmesi arzusu ile bir bilgisayar laboratuarı ilave edilmiş, halılar değiştirilmiş, hutbenin ve vaazın rahatlıkla dinlenmesi için kapalı devre yayın sistemi kurulmuş, internetten canlı yayınlar başlatılmış. Caminin çinileri Kütahya`dan, avizeleri ise Konya`dan gelmiş. Buram buram Türkiye kokusu alıyorsunuz.
Aslında Ulu cami, daha cok bir külliye havasında. Caminin avlusuna bakan binalar şöyle; Imam lojmani, büyükçe bir yemekhane, ayrıca iki katlı Kur'an okuma ve öğrenme binası.
Caminin namaz, dini hizmetler, cenaze hizmetleri, hatimler, sohbetler, Kur’an öğretme gibi her caminin verdiği hizmetler dışında, bir de resmi evlendirme yetkisi var… Burda bir parantez açarak acıklayalım; Amerika’da resmi evlendirme işini devletin hakimi yapabildiği gibi, her dinin kendine ait dini lideri de bu vazifeyi ifa edebilir. Tabi bunun için din görevlisinin resmi yetki belgesi olması gerekir. (http://ulucami.org/)

Amerika'daki Türk camilerinde, aslında iki onemli sorun var; gençler türkçe,Türkiye`den gelen imamlarsa ingilizce bilmiyor.
Gençlerin türkçe bilmeyişi büyük bir sorun, nasıl olsa ingilizce öğreneceklerken, aileler niye türkçeyi ihmal ediyorlar anlamıyorum. İmamlar ise; ingilizceyi zamanla öğrenecekler belki ama, çok kısa süreliğine geliyorlar, islami cemaatleri ve Amerika`daki Türklerin durumunu ve yapılarını çok iyi bilmeleri gerekiyor. Bunları öğrenmek de çok zaman istiyor.
Burada karşımıza diğer bir sorun çıkıyor; İslamı anlatmak sadece imamların boynunda bir yük olmamalı, müslümanlar topyekün, canla başla islama hizmet için çalışmalılar. Bir müslüman olarak hiç ummadığımız kişilerin bizleri izlediğini, ahlaki kusurlarımızın dikkatlerinden kaçmadığını unutmayalım.
Öyleyse gelin yeni bir dönemde, Rabbimizin dinine nasıl yardımcı olacağımızın planlarını yapalım. Yapalım da niyetlere bile misliyle karşılık veren Rabbimizin engin rahmetinden istifade edelim. Birbirimizin kusurlarını görmeyi ve söylemeyi, birbirimizle olan çekişmeleri bırakıp, enerjimizi, vaktimizi, gayretimizi, ilmimizi, İslama hizmet için harcayalım da cenneti kazanalım…
Rabia YENER/NJ/USA