Sanal Dünya Gerçek Dünyamızı Sarsıyor

Kullanıcı Oyu:  / 1
En KötüEn İyi 

Günümüz koşullarında artık “internet ve televizyon” hayatımızın kaçınılmaz unsurları haline geldi. Kuşkusuz iyi yönleri tartışılmaz. Tabi ki teknolojiyi kullanma, zaman yönetiminde, tecrübede, bilgiye ulaşma yollarını kavrama gibi artılar kazandirabilir. Peki  ya zararları? İşte bunu tartışabiliriz! Hatta tartışmalıyız! Maalesef “internet ve televizyon” yüzünden yeni neslin fiziksel, ruhsal, duygusal, sosyal ve zekâsal gelişimleri ciddi boyutta hasar görüyor. Birçok çocukta kişisel bozukluklar, ruhsal bunalımlar ve intihar teşebbüsleri görülüyor. 

Hem bilgisayar hem de televizyonun kontrolü anne-babada olmalı,  özellikle de çocukları iyi-kötü’yü ayırt edebilecek yaşa gelene kadar ebeveynlere büyük görev düşüyor. İbn-i Sina’nin tabiriyle “çocuklar muma benzer, çocuklar da kolay şekil alir ve geleceğe bunları sağlam taşırlar.” Dolayısıyla çoçukluk yaşantıları insanin geleceği ile ilgili çok büyük önem arz eder. 

Hem yararları, hem de zararları bulunan internet ve televizyon, içerisinde herşeyi barındıran koca bir sanal dünya. Bu dünyada aradığımız herşeyi bulduğumuz gibi, istemediğimiz şeylerle de karşılaşabiliyoruz zaman zaman. Özellikle müstehcen filmler ve resimler, gençliğin önünde en büyük tehdit.  Bilmem farkında mısınız; önceden televizyon ekranlarında ahlaka uygun olmayan bazı sahneler olduğunda kanal değiştirilie veya televizyon kapatılırdı. Çoğu zaman “estağfirullah, tövbe, tövbe” nidaları duyulurdu. Şimdilerde ise “artık onlar da bişey mi” diye birçok genç, ekranlardan gözünü alamıyor, hatta günlerce bu müstehcen konular hakkında yorum yapılıyor. Lütfen çocuklarımıza bütün azalarımızdan sorumlu olduğumuzu, gözümüzle izlediğimiz şeyler hakkında hesaba çekileceğimizi de hatırlatalım!

Televizyonda ve internette vakit geçirmek için amaçsızca dolaşmak, zaping yapmak,  şeytanın musallat olmasını teşvik etmek gibi birşey aslında. Nedir musallat olan şey? Uygunsuz içerik, pornografik resim, video, ses dosyalarının istenerek veya beklenmeden aniden karşımıza çıkması, satanizm, kafa kesme, intihar, vb bir sürü şey çocuklarımızın duygusal gelişmelerini olumsuz yönde etkiliyor.  Sanal dünyada artan şiddet eğilim içerikli programlar çocukları vahşilestirdiği gibi aynı zamanda aileleriyle de gerginlik yaşamalarına neden oluyor. Şimdi bir şok dizide anne-babaya isyan etme, karşı gelme, hatta bazı sahnelerde anne-babayı öldürmenin söz konusu olması, ister istemez çocuklari etkiliyor, ve daha sonra bunların bir çoğunu gazete manşetlerinde görüyoruz. Dolayısıyla çocuklarımızı bu sanal dünyadan tutabildiğimiz kadar uzak tutmali, kontrolü elden kaybetmemeliyiz.

Bilgisayar ve internet kullanımının süresi ve sıklığı da önemli diger bir tehlike. Sınırsız bağlantı ile bilgisayar ekranlarına yapışıp kalan ve internetten düşmeyen çocuklar ve bilhassa gençler sosyal hayattan kopmaya başlıyorlar. Bu da kişilik gelişmesinde asosyal bir neslin çogalmasına sebep oluyor. Artık nerdeyse sokaktan çocuk sesleri gelmiyor...  Bilgisayarda saatler süren karşılaşma ve yarışmalar, bazen kumar oynamaya dönüşmekte, öğrenme, eğitimle beceri ve yetenekleri geliştirme çağı olan bu çağı boşa harcanmaktadır.  

Halbuki önceden böyle miydi? Çocuklar sokakta oynar, kavga ederlerdi. Şimdilerde ise kumanda kavgası, bilgisayarda oyun oynama kavgasını daha çok duyuyoruz. Anne-babayla oturup sohbet etmek, komşuları ziyaret, akrabalara gitmek yerine evde oturup MSN’de chatleşmek, oyun oynamak, sosyal paylaşım sitelerinde kimin ne yaptığını takip etmek daha cazip geliyor birçok çocuk ve gence. Ve bu acı gerçek gitgide büyüyor maalesef.

Gençler ve çocuklar iyi ve faydalı siteleri ziyaret etmek isteseler bile bu konuda gerçek bir kılavuz yok, burdaki kılavuz anne-baba olmalı! Tamamen yasak koymak elbette çözüm degil!  Çünkü yasak ters tepki yapar ve çocukları gizli gizli yasaklanan işi yapmaya teşvik eder. Bunun yerine bazen çocuklarımızla beraber oturup televizyon izlemek, nelere gülüp, nelere ağladıklarını görmek, onlarin neler hissettiğini gözlemlemek  güzel bir fırsat olabilir. Hem bazen yerinde müdahaleler, doğruyu yanlışı göstermek için anne-babaya fırsat doğmuş olabilir. Çocuğunuz oyun oynarken oturup onu izlemek, hareketlerini, tepkilerini gözlemlemek, onun gelişim sürecini takip etmek aslında ebeveynler için bir avantaj dahi olabilir.Tabi ki önceden de belirttiğim gibi sınır koyulmalı ve kontrol elden kaybedilmemelidir. Bunu yaparken, çocuğumuza güvendiğimizi fakat sanal dünyaya güvenmediğimizi belirtmekte de yarar var.

Televizyon ve internette çok güzel şeyler var elbette ama bu güzel seyler aynı zamanda kişinin kullanımına göre pis bir bataklık veya dikenli bir arazi olabilir. Ümid ediyorum ki biz ve çocuklarımız bu bataklığa hiç bulaşmadan güzel bahçelerde dolaşırız...

Esma Nur Ulcay/Eğitimci

Haber Linkleri

İsrail büyükelçisine protesto
Ayrımcılığın cezası
Hastanelerde sanatın şifaya etkileri
Eşinin yokluğuyla kararan hayatını bütün şehri boyayarak aydınlattı

Ehlinden...

Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.

M. Nureddin ÇOŞAN

Akwa Tanıtım Filmi

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video 

Son Yorumlar