Ebeveyn Tutumları

Kullanıcı Oyu:  / 4
En KötüEn İyi 

Türkiye’ye geldiğimden beri o kadar çok şey gözlemledim ki, ama takdir edersiniz ki çoğu konu ya çocuklarla ya da eğitim sistemiyle ilgili oluyor. Bunlardan birisi de anne-babaların çocuklarına karşı tutumları, özellikle de ev dışındaki tutumları maalesef gerçek tutumlarından farklı ve yapay.  Anlamak çok zor da değil hani… Sanırım bu bizim genel problemimiz. Nedense dışarıda olduğumuzdan farklı gösteriyoruz kendimizi. “Aman insanlar beni yanlış tanımasın” diye düşünüyoruz belki ama sonunda yine yanlış tanıtıyoruz kendimizi. Sizce de öyle değil mi?

Ebeveynler çocukların en çok rol model aldıkları kişiler, çoğu zaman bilinçli bazen de bilinçsiz.

Mesela en çok gördüğümüz örneklerden birisi; evde sürekli azarladığı, kızdığı çocuğa, toplum içerisinde canımlı cicimli konuşan anne-baba tavrı. Bu tarz tutuma maruz kalan çocukların yüz ifadelerine bakarsanız bir şaşkınlık göreceksiniz. Çocuk ne olup-ne bittiğini, neyin değiştiğini fark ettiğinde, evde yapamadıklarını bu seferde toplum içerisinde yapmaya başlayacaktır. Yani siz toplum içerisinde kendi imajınız zedelenmesin diye farklı bir tutum içerisine girdiğinizde, aslında farkında olmadan çocuğunuzun kişiliğine zarar veriyorsunuz!

Çok klasik bir örnek vereceğim, aslında birçoğumuz bu tarz bir durumla karşı karşıya kalmışızdır. Bir anne veya baba çocuğuyla birlikte alışverişe gider (genelde anne karşı karşıya kalır bu durumda). Çocuk alışverişe gitmeden önce ihtiyacı olmadığı bir şeyi almaması konusunda muhakkak uyarılır ama adı üstünde çocuk bu, gördüğü oyuncak ve şekerlemeler karşısında dayanamayıp istemeyeceği şeyleri bile o an ister. Şimdi burada çocuğun yaptığının doğru olup olmadığını sorgulamayacağım. Asıl konu anne-babaların tutumu. Bu yazıyı okuyan kaç ebeveyn sırf çocuğu ağlamasın, ya da kötü bir anne-baba görünümü sergilememek adına çocuğunun istediğini yapmak zorunda kalmıştır? Pek çoğumuz diye düşünüyorum, umarım yanılıyorumdur. Ama yurtdışında yaşayanlar bilir, birçok anne baba çocuğu ağlasa da, hatta yere yatıp tepinse bile, eğer evden çıkarken ihtiyaç dahilinde bir şey alınmayacak dendiyse, çocuğun dediğini yapmıyor. Yani tutumunu değiştirmeyip, çocuğa söylediğinin arkasında duruyorlar ve böylelikle çocuğun aklında çelişkili ifadeler bırakmıyor. 

Anne ve babanın çocuğa farklı yaklaşımları     

Genelde anne babalar çocuklarına karşı tek bir çizgide durmakta ve tek bir tutum sergilemekte zorlanırlar. Sonuçta anne ve baba her ne kadar aynı hayatı paylaşmak için bir araya gelmişte olsa kişilik yapıları, yetişme tarzları,  hayat görüşleri, anladıkları farklı olacaktır. Bu, çocuğun yetişmesinde hem olumlu hem de olumsuz yönde bir etken olabilir. Eğer anne ve baba çocuğun yetiştirilmesinde birbirinde habersiz ve tamamen farklı tutumlar sergilerse, iste o zaman çocuğun psikolojik ve davranış biçiminde ciddi problemler ortaya çıkabilir. Bu tutuma açıklık olsun diye verebileceğim örnek şu olabilir: Mesela çok disiplinli ve kuralcı bir annenin tutumuna karşılık, rahat ve esnek bir babanın tutumu çocuğun davranışlarında problemlere yol açabilir. Çocuk her iki tarafa farklı tavırlar gösterebilir, bu konuşmalarına ve hareketlerine yansır. Hatta evde farklı okulda farklı tutumlar sergileyebilir.  Ebeveynlerdeki bu farklı tutumlar çocuğun davranış olarak kararsız, çekingen, çelişkili ve tutarsız bir hale bürünmesine neden olabilir. 

Ebeveynlerin mümkün olduğu kadar birbirlerini desteklemeleri, tutarsız davranmamaları, çocuğun yanında birbirilerini eleştirmemeleri gerekir. Bazı görüş farklılıkları olsa bile çocuğun olmadığı zamanlarda konuşularak ortak karar alınması gerekir. Çocuğun sağlıklı gelişiminde anne babaların birlikte, çelişkisiz ve tutarlı olmaları çok önemlidir. Aksi takdirde bu farklılıklar ve anne babanın çelişkili davranışları çocuk tarafından kullanılabilir. Çocuğun anne babayı yönlendirmesi bu farklı tutumlardan dolayı kolaylaşabilir. Anne babaların ortak fikir ve görüş birliği ile çocuklarını yönlendirmeleri gerekirken, tam tersi olarak çocuk, anne babayı yönlendirebilir. 

Eğer çocuğu bir teraziye benzetirsek, kefelerinde anne-babayı koyarsak, terazinin dengede durması için, doğru tartması için kefelerin ağırlıklarının yani tutumlarının hemen hemen aynı olması gerekiyor. Benim burada verebileceğim tavsiye şu olabilir: “ölçülü olmak”. Zaten en güzel tavsiye bu olsa gerek çünkü dinimiz de bize ölçülü olmayı, hiçbir şeyde tutarsız olmamayı, aşırıya kaçmamayı tavsiye ediyor.  

Terazilerinizi sarsmamanız dileğiyle…

Esma Nur Ulcay

Eğitimci/Akademisyen

 

Haber Linkleri

İsrail büyükelçisine protesto
Ayrımcılığın cezası
Hastanelerde sanatın şifaya etkileri
Eşinin yokluğuyla kararan hayatını bütün şehri boyayarak aydınlattı

Ehlinden...

Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.

M. Nureddin ÇOŞAN

Akwa Tanıtım Filmi

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video 

Son Yorumlar