Çevre ve Ekoloji

Kullanıcı Oyu:  / 0
En KötüEn İyi 

YAZAR: Mine Kışlalıoğlu – Fikret Berkes

YAYINEVİ: Remzi Kitabevi

Ekoloji birçok insana yaşamlarının çok dışında bir şeyin adıymış gibi gelse de o kadar içinde ki! Ekoloji “insanların doğayla ilişkilerinin bir ürünüdür”, yani insanlığın tarihi kadar eski bir bilim dalıdır esasında.  Farkına varmasak da günlük hayatta sık sık kullandığımız birçok atasözü, deyim ekolojiyle ilgilidir mesela. Ya da şiirler, türküler, bilmeceler…

Ekoloji canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerini inceler. Hayatımızın her anında vardır. İşte bu kitap bunu bize hatırlatıyor, ekolojinin temel kurallarını örneklerle gösteriyor. Son dönemde bu kadar çok konuştuğumuz susuzluk, kuraklık, küresel ısınma gibi yüzlerce çevre sorununun nedenleri anlayabilmek için ekolojinin temel kurallarından sadece bilim adamlarının değil hepimizin haberdar olması gerekiyor. Kitap aynı zamanda doğayı tüketmeden kullanmanın yolları hakkında da fikirler veriyor.

Çevre ve ekoloji konuları ve Türkiye’yi ele alan, özgün ve genel okur kitlesine ulaşabilecek bir kitap şimdiye kadar yazılmamıştı. Tanıtacağımız kitap bu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.

Kitabın yazarları çevre ve ekoloji konularını herkesin anlayabileceği bir şeklide, didaktik ve teknik olmayan, okuması keyifli bir dille ele alıyorlar. Kendi ifadeleriyle, kitapta “ekolojinin herkesin yaşam parçası olduğunu göstermek için halk inançları, felsefe ve edebiyatımızdan örneklere” de yer veriyorlar. Birinci basımını 1989’da yapmış, bugüne kadar dokuz kere güncellenerek tekrar basılmış Çevre ve Ekoloji’nin, çevresiyle ve çevrecilikle uzaktan yakından ilgili herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir kitap olduğuna inanıyoruz.

Yazarlar bu kitabı yazmaktaki amaçlarını şöyle ifade ediyorlar. « Çevre sorunlarını tek tek ve yüzeysel olarak ele alınması yerine, bu sorunların bilimsel temellerine inmek. » Bunu kesinlikle başarmışlar. Zaman zaman tasavvuf ilminden, geleneklerden, yerel deneyimlerden faydalanarak ele aldığı konularla ekolojiyi akademik alandan çıkartarak herkesin anlayabileceği bir dille genel okura sunmuşlar.

Kitabın giriş bölümünde ekolojinin 10 temel öğretisi açıklanmış ve bunlar kitap boyunca okura rehberlik ediyor. Kitaptaki diğer bölümler ise şöyle: Ekolog gözüyle dünya; Dünya çapındaki çevre sorunları; Akvaryum ekosisteminin öğrettikleri; Enerji, Tarım ve Beslenme; Dünya nüfusu; Şehir ekolojisi; Ekolojik döngüler ve çevre kirlenmesi; Orman,Su, Toprak; Çeşitler ve türler; Çözümler.

Mesela şehir ekolojisi bölümünde yazarlar doğaya uygun mimariden örnekler verirken geleneksel mimariyi işaret etmeleri benim açımdan öğreticiydi. Akdeniz ve Anadolu mimarisinden örnek verilen kubbe, rüzgârlık, çeşme, taşlık, pencere kafesi gibi mimari öğeler, aslında doğaya uygun mimarinin yabancısı olmadığımızı ama onların geçmişten bugüne getiremediğimiz özellikler olarak durduğunu gösteriyor.

“Çevre ve Ekoloji” kitabında çevre deyince ilk akla gelen felaket senaryoları yok. Bilimsel gerçekler ve öngörüler üzerinden kurgulanan kitaptan şu alıntı sizlere yazarların bu konudaki düşüncesi hakkında fikir verebilir. “Eski kuşak ekologlar, tüm iç karartıcı olasılıkları sayıp dökerek, bir ekologun deyimiyle “Kasandra’lık yaparlardi. Benzetme şuradan geliyor. Eski Grek mitolojisinde, Kasandra’ya geleceği görmek” gücü verilmişti – ama bir şartla: Kimse ona inanmayacaktı. Yeni kuşak ekologlar, Kasandra’nın ikileminden yavaş yavaş kurtuluyorlar. Artık sadece gelecekte olabilecek ekolojik felaketleri sayıp dökmek yerine, bunları zamanında önleyebilecek yolları da araştırıp anlatıyorlar. Kışlaıoglu ve Berkes kitabın onbirinci bölümünde “Doğayı tüketmeden kullanmak: Çözümler” ekolojik çözümlerin var olduğunu ama benimsenmelerinin genellikle geç ve güç olduğundan bahsediyorlar.

Kitabın biraz toplum bilime biraz da düşünce bilimine değinerek, çevre bilimini izah edişleri bugün yaşanan çevre sorunlarını anlamakta yardımcı oluyor. Çevrecilerin nasıl bir düny istediklerine dair bir sorgulamayı cevaplandırırken ilginç tesbitleri aktarıyorlar: “Çevrecilerin görmeyi umduğu, ekoloji  kurallarına uygun dünya hiç de korkutucu değil. ABD’li antropolog John Bennet’in ilginç bir gözlemi var. Genelde insanlar birbirlerine, doğaya karşı davrandıkları gibi davranıyorlar. Doğaya hoyratça davranan toplumlarda, insanlar arasındaki ilişkiler de hoyratça oluyor, diyor Bennet.” Çok isabetli bu görüşün örneklerini biz tarihimiz boyunca takip edebiliyoruz. Kendimizden uzaklaştıkça doğaya ve çevreye tahakküm etmeye çalışan, bazen saldırgan çoğunlukla ilgisiz ve umarsız olduğumuz herkesce malum. Yazarlara göre “doğa ile barışık insan, kendi toplumu ve dünya ile de barışık” olur. Buna kendisiyle barış halinde oluşunu da eklersek tam bir ifade kullanmış oluruz.

Kitabın meseleyi sadece bilimsel yönden değil çok farklı bilim dallarını kullanarak anlatmaları kavranılması ve özümsenmesi kolay bir anlatıma yol açmış. Bu da ilgisiz olanları sıkabilecek bir konuyu son derece aktüel, hatta eğlenceli bir hale getirmiş. Okuyucuyu sıkça düşünmeye, kendine sorular sormaya, daha önemlisi sorduğu sorulara cevap bulmaya teşvik eden kitap, güncel olaylar arasındaki ekonomik ve siyasi bağlantılara da değinmeyi ihmal etmemiş.

Güzel bir kitap, okuyun, tavsiye ediyoruz.

Serpil ÖZCAN

Haber Linkleri

İsrail büyükelçisine protesto
Ayrımcılığın cezası
Hastanelerde sanatın şifaya etkileri
Eşinin yokluğuyla kararan hayatını bütün şehri boyayarak aydınlattı

Ehlinden...

Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.

M. Nureddin ÇOŞAN

Akwa Tanıtım Filmi

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video 

Son Yorumlar