
“Kapalı toplum, kafeste uçabilmektir. İsterse çok büyük olsun kafes. Açık toplum ise gökyüzünde uçabilmektir. Bizim tarih ve ruhumuza uygun olan ve bize yakışan; bir kartal gibi parlak güneşin altında, sonsuz bozkır semalarında süzülmektir…”
Bu sözler Kazakistan cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’e ait. Bu yazımızda, parçalanan Sovyetler Birliğinin ardından özgürlüğünü elde eden diğer halklar gibi ülkesini ayakta tutmaya çalışan bir devlet adamının sorunlara ve çözümlerine dair yazdıklarını anlatan kitabı “Kritik On Yıl”ı tanıtacağız.
Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılması ile dünyada jeopolitik bir boşluk oluşmuş, bu boşluk içinde Sovyetler bünyesinde yer alan Cumhuriyetler bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamış ve dünya yeni bir düzen ile karşı karşıya kalmıştır. Oluşan jeopolitik belirsizlikte bağımsızlığına kavuşan eski Sovyet ülkeleri köklü devlet geleneğine sahip olmamakla birlikte, kazandıkları bağımsızlığın bilincinde olarak ulusal menfaatlerini belirlemiş ve bu çerçevede politika üretmeye başlamışlardır. Söz konusu ülkeler bir yandan siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal yapılanmalarını sürdürürken diğer yandan sahip oldukları çerçevenin esnekliği ölçüsünde dış politika çizgilerini belirlemiş; bunlardan bir kısmı Batı’ya yönelirken, bir kısmı da Rusya Federasyonu ile yakın ilişkiler sürdürmeyi uygun veya zorunlu görmüşlerdir.
Bu dönemde jeopolitik tartışmalarda en çok vurgulanan bölge ‘Avrasya Bölgesi’ yani Orta Asya, Kafkasya ve Hazar Bölgesi’ni içeren alan olmuştur. Bu bölge günümüz jeopolitik teorilerinde en çok önem verilen bölge olma özelliğini korurken, küresel güçler, küresel olmaya aday güçler ve bölgesel güçler de bölgeye ilişkin ekonomik, sosyal, siyasal ve güvenlik politikalarını ulusal niyet ve amaçları doğrultusunda, imkan ve kabiliyetleri ölçüsünde oluşturmuşlar ve uygulamışlardır.
Orta Asya’da bağımsızlığını kazanan ülkeler, uzunca bir süredir bir taraftan bağımsızlıklarını korururken, diğer taraftan da varlıklarını tehlikeye düşürecek akımlarla ve olaylarla da mücadele etmek ve onlara karşı tedbir almak mecburiyetini de hissetmişlerdir. Doğal kaynaklar bakımdan zenginlikleri ve potansiyel pazar olma keyfiyetleri, gelişmiş ülkelerin ilgisini çekmekle beraber, 11 Eylül olaylarına kadar genelde Rusya Federasyonunun etkisi ile Çin’in ilgi alanı arasında sıkışmışlardır. 11 Eylül sonrasında başlayan Afganistan harekatı, bir noktada ABD’nin bu bölgeye yerleşmesine fırsat vermiş ve bölge, alan dışı süper güç olan ABD’nin etki alanı içine girmiştir.
Bağımsızlıklarını kazanan ve bölgedeki tehditler ile fırsatlar arasında varlıklarını sağlıklı bir şekilde devam ettirip, güçlü bir devlet olma çabası gösteren bu ülkelerden, gerek alan büyüklüğü ve gerekse doğal kaynaklar bakımından en zengini sayılan ülke Kazakistan Cumhuriyeti’dir.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Abişuh NAZARBAYEV, Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasını müteakip geçirdiği kritik on yılın analizini yapmış, ülkesinin maruz kaldığı tehditleri, bunları bertaraf etmenin çarelerini, alınan tedbirleri, barış ve istikrarın sağlanması için atılan ve atılacak olan adımları tespit etmiş ve bunları ‘KRİTİK ON YIL’ adlı eserinde dile getirmiştir.
Cumhurbaşkanı NAZARBAYEV eserinde, ülkesinin ve bölgenin maruz kaldığı en büyük tehdidin terörizm olduğunu belirtmiş ve bununla mücadelenin hem bölgesel ve hem de uluslarararası bazda yapılması gerektiği üzerinde durmuştur. Shanghai İşbirliği Teşkilatı, Ortak Güvenlik Antlaşması Teşkilatı gibi bölge örgütlerince bu konuda gerekli organizasyonlar yapılmakla beraber, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı gibi bir kurumun oluşturulmasına ihtiyaç bulunduğunu ve Asya ülkelerinin bu beklenti içinde olduğunu vurgulamıştır.
Evvelce tabi oldukları rejim nedeni ile manevi değerlerin ihmal edildiğini ve bu konuda bir boşluk oluştuğunu açıkladıktan sonra, manevi geleneklerin kültürel olarak yeniden dirilişinin, atalarımızın bıraktığı manevi mirasın yeniden canlanmasının sevindirici ve olumlu olduğunu belirtmiş, ancak bunun aşırısının da zararlı olduğu üzerinde durmuştur.
Üzerinde durulan en önemli tehditlerden birinin de uyuşturucu tehlikesi olduğunu belirten Nazarbayev, bölgenin hem uyuşturucu ticareti yolu üzerinde, hem de ham maddesinin yetiştiği yer olduğunu anlatmış, uyuşturucu ticaretinin Kazakistan’da toplumun yapısını bozduğunu da açıklamıştır. Bu konuda bir seri önlemler paketi hazırlandığını, bunların uygulamaya konacağını, ancak etkili mücadele için bölgesel ve uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu da belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı, Hazar Havzası’nın zengin karbon ve diğer doğal kaynaklarının bölgesel ve küresel güçlerin ilgisini çektiğini, bölge ülkeleri ve diğer ülkeler ile iyi ilişkiler geliştirmeye özen gösterdiklerini, barış ve istikrarın sağlanması ve böyle bir ortam içinde kalkınmayı hedeflediklerini belirtmiş ve ortak güvenlik kavramının önemi üzerinde durmuştur.
Büyük emek sarfederek ve itina göstererek, ülkesinin bugüne kadar geçirdiği kritik evrimi anlatan ve geleceğe yönelik stratejilerini açıklayan bu eserinin yanında, Nursultan Nazarbayev’in ‘Kritik On Yıl’ dışında, ‘Kazakistan-2030 Stratejisi’, ‘XX. Yüzyıl Eşiğinde’, ‘Tarihin Akışında’ ve başka da global ve bölgesel sorunlar, jeopolitik ve ekonomik konularda kitap ve araştırmaları vardır.
Serpil ÖZCAN