
Geçtiğimiz yıl, Mevlana yılı, herkesimden insanımızın ilgisini uyandırdı. Sene boyunca çeşitli faaliyetlerin yanı sıra basılan eserler ve yayınlanan makalelerin sayısı oldukça yüksek oldu. Bu sevindirici durumun Hz.Mevlana’yı doğru anlamak, dünyayı onun gözüyle görmek meziyeti ile birleşerek daha yükselmesini umuyoruz.
Zira bu kadar çok tanınıp bu denli noksan anlaşılan bazen de yanlış anlaşılan bir kimse tarihte az bulunur. Hz. Mevlana ile alakalı olarak yapılan araştırmaların çokluğu arasında okuyucular hakikati anlatan eserleri kendi çabaları ile bulup çıkarmak zorundalar. Aslında en güzeli Hz. Mevlananın eserlerini bizzat okuyarak şahsi kanaate ulaşmak.
Onun için çok çeşitli tanımlamalar yapılmış, bir kısım insanlar ona şair, bir kısmı düşünür, bir kısmı hatada ölçüyü aşarak hümanist sıfatını yakıştırmıştır. Aslında o bunların hiçbiri değildir. Hz.Mevlana ömrünü Kur’an’ın kölesi Peygamber efendimizin ayağının tozu olarak vakfetmiş büyük bir mü’min, muazzam bir mutasavvıf sûfidir. Eserleri de bir edebiyat ürünü olmaktan çok insanları terbiye maksadı ile yazılmış tasavvufi eserlerdir ki gönül sahipleri için yazılmıştır.
Bu yazımızda Hz.Mevlana için yazılmış kitaplardan birini tanıtıyoruz. MEVLANA GÖZÜYLE KUR’AN’A BAKIŞ. Bu değerli çalışmayı Prof.Dr. Ali Akpınar hazırlamış. Yazarımız kitabı hazırlama sebebini şöyle açıklıyor: “Hz.Mevlana ömrünü şu iç kelime ile özetler: Ömrümün mahsülü üç sözdür heman; Hamdım, Pİşdim ve Yandım, el aman!… Onun bu aşamalardan geçmesi hem kendisi hem de başkaları içindir. Zira toplum önderleri yalnızca kendileri için yaşamazlar. Biz bu çalışmamızda Kur’anın özü ve onun bir çeşit tefsiri sayılan Mesnevinin Kur’ana bakışını, dolayısıyla da Mevlananın kur’an anlayışını ortaya koymaya gayret ettik. Çelışmamaızda ağırlıklı olarak Mesneviden zaman zaman Mevlananın diğer eserlerinden alıntılar yaptık.. Mevlananın Kur’ana bakışını, anlayışını, Kur’anın Mevlanada ne ifade ettiğini ortaya koyarken Mesneviden iktibaslarda bulunduk. Çünkü onun Mesnevisi Kur’an ayetleriyle doludur.”
Kitap, Mevlânâ ile Tarihe Yolculuk’la başlıyor ve burada asıl adı Muhammed Celâlüddin olan Mevlânâ’nın doğum yeri olan Belh’ten, ailesinden, çocukluğundan söz edilerek Konya’ya gelip yerleşmesi özet halinde veriliyor. Mevlânâ’nın eserleri, düşüncesinin temelleri kitabın ilerleyen sayfalarında yer alan konulardan.
Mevlânâ’nın nasıl anlaşılması gerektiği hep tartışma konusu olmuştur. Nitekim kitabın bir bölümü de bu hususa ayrılmış. Bu bölümün “Mevlânâ Anlayışları ve İnsanımızın Yanlışları” ana başlığı; Gizlenen Mevlânâ, Özlenen Mevlânâ, İzlenen Mevlânâ alt başlıklarını teşkil ediyor. Akpınar bu başlıkların birinde şöyle diyor haklı olarak: “Mevlânâ’yı anlamak, onu sevmek, onu günümüze ve hayatımıza taşımakla ispatlanacaktır. Yoksa kuru bir Mevlânâ edebiyatı yapmak, Aralık aylarındaki anma festivalleriyle onu geçiştirmek değildir, Mevlânâ’yı anlamak. Folklorik bir gösteriye dönüştürülen semâ’ törenleriyle üzeri örtülen/gölgelenen değildir Mevlânâ. Türbesine gömülen bir ölü değildir Mevlânâ.”
Mevlânâ Gözüyle Kur’an’a Bakış bundan sonra asıl konusuna geçiyor. I. Bölüm Kur’an ve Mesnevî başlığını taşıyor. Burada Mevlânâ’ya göre Mesnevî, Mevlânâ’nın Mesnevî’yi Kur’an’a benzetmesi, Mesnevî’de Kur’an’ın tanımı ve isimleri, bütün kutsal kitapların Kur’an’ı tasdik etmesi konuları yer alıyor. Kitabın II. Bölümü Mesnevî’ye Göre Kur’an’ı Okumak ve Anlamak başlığı ile sunuluyor. Kur’an’ı doğru okumak ve hayata Kur’an’la bakmak. Kur’an ile gıdalanmak. İştiyakla Kur’an okumak. Kur’an’ın anlaşılması için çalışanlar, Allah için çalışanlardır. Kur’an’dan kimler yararlanabilir/ kimler yararlanamaz? Kur’an’a dil uzatanlar, Kur’an korunmuştur… Eserin III. ve son bölümünde Mesnevî’de Kur’an Ayetlerinin Tefsirene Örnek Kaza ve Kader başlığı altında da kaza, kader, irade gibi hususlar ele alınıyor.
Server İletişim olarak açıklanan “Kur’anın anlamıyla buluşmak” kampanyasına bir katkı olarak düşünebileceğimiz bu kitap, Mevlana rehberliğinde yapılacak okumaların bilincini bir kat daha artıracaktır. Hz. Mevlana diyor ki “Çok kişiler Kur’an’ı anlayamadılar da yol azıttılar. Bazı kişilerse o ipe sarıldılar ama kuyunun dibinegittiler. A inatçı, yücelere çıkmak sevdasında değilsen ipin ne suçu var.” Öylseyse pırıl pırıl bir hakikat olarak ortada duran Kur’an-ı Kerimden faydalanılamıyorsa bunda onun ve sahibinin suçu yoktur. Bu kabahat tamamen ondan faydalanma yolunu keşfedememiş insanındır.
Kur’anı yanlış anlayanlar için buyuruyor ki Hz.Mevlana “Sen çok derin manalı ve anlamına dokunulmammış bakir sözü tevil etmişsin. Sen kendini tevil et Kur’anı değil!. İsteğine göre Kur’anı tevil ediyorsun. Yüce mana senin tevilinden aşağılandı, aykırı bir şekle girdi. Onu kendi bilgine, kendi haline göre tevil ediyorsun da hâl içinde örse vuru gibi Kur’ana vuruyorsun!”
Yazarın ayetlerle ördüğü Mesneviden bölümlerle süsleyip izahlarda bulunduğu eserin her sayfası hakikat bahçesini andırıyor. “Kur’anın en büyük müfessiri Lur’anın kendisidir. Kur’an ayetleri birbirini tamamlar ve açıklar. Bu sebeple onu bütüncül bir yaklaşımla okumalıdır. Ayetleri bulunduğu dizin içerisinde okumak, sure bütünlüğü içerisinde değerlendirmek, Kur’anı doğru anlamaya ve ondan layıkıyla yararlanmaya götürür. Kur’anı anlamak için Hz.Mevlananın gösterdiği bir başka önemli yol vardır ki, Mesnevisinin hemen her mevzuu ve hemen her sayfası nihayetini gidip orada bulur: Bir gönül sahibine yani bir mürşid-i kamile bende olmak. Mevlana bu gerçeği şöyle ifade eder: Kur’anın manasını, ancak Kur’andan yahut da heva ve hevesini ateşe vurmuş, Kur’anın huzurunda alçalmış, kurban olmuş, ruhu Kur’an kesilmiş adamdan sor.” Hz.Mevlana her konuda olduğu gibi Kur’an-ı doğru anlamak için de mürşidin terbiyesini kaçınılmaz bulur. Bu konu o kadar çok tekrar edilmiştir ki her ihtarı dikkate şayan Hz.Mevlananın bu ikazını gözden kaçırmak Mesneviyi ve Onu baştan başa yanlış anlamak demek olur.
Elbette bu eser, ne Kur’an-ı Kerimi ne de Mesneviyi anlamak için yeterli olacaktır. Ama güzel bir başlangıç kitabı olacaktır. Bu eseri okuyacak olanların önce Kur’an-ı Kerime eş zamanlı olarak da Mesneviye sarılacaklarını umuyoruz. Böylece Hz.Mevlana ile birlikte bir okuma gerçekleşmiş olabilir.
Serpil ÖZCAN