Sence özgürlük nedir?
Ülkende üst düzey yöneticilik yapan kadınların, oranını yüzde 40 tan 50 ye yükseltmenin çarelerini aramak mı? Yoksa İstiklal’de, Kadıköy’de taciz edilmeden dolaşmak mı özgürlük? Ya da mahalle baskısı yaşamadan her davranışı aklına geldiği gibi uygulamak mı? Çok sevdiğin frapan kıyafetlinle, istediğin saatte gezerken, rahatsız edilmemek mi? Bütün bu mahrumiyetlerinin ortasında özgür olmadığını düşünebilirsin.
Benimse ilgilerim, algılarım seninkisinden çok farklı. Hesaplarım daha başka. Bana özgürlük nedir? Diye soruyorsun? “bana göre özgürlük; ciğerleri tükenmekte olan yavrumu, hiçbir engele takılmadan hastaneye götürebilmek.” Merhametin takılı kaldığı kirpiklerinin çerçevelediği gözlerine bakıyorum. Bir zamanlar dünyaya adalet dağıtan bahadır yiğitlerin, analarından yadigâr ellerinden tutuyorum. Sıcacık şefkatini ve dostluğunu umuyorum. Beni duyuyor musun? Yalın ayak, koşarak da olsa gitmek istiyorum. Hiç bir askerin nefretli sopası inmeden. Durdurulmadan, aşağılanmadan, çekiştirilmeden. Herkes kadar benimde canım acıyor, şiddetle vurulduğunda. Morarıyor, kanıyor bedenim. Hele küçük kızımın teni o kadar hassas ki. Hasta ve sıkıntılı zaten. Zulmedenler, metanetimizden dolayı canımızın yanmadığını düşünüyor. Ve arttırıyor eziyetini. Sen de mi acımıyor sanıyorsun kardeşim?

Hastaneye ulaşmak ve nefesi daralmış bebeğime ilaç alabilmek. Çok şey istediğimi söyleyebilir misin? Yaşayacağına ümidim tükenmek üzere. En azından ağrısını dindirmek istiyorum ıslıklı uykularında. Duyduğum hırıltılar hayra alamet değil. Gün geçtikçe pembeliğini kaybediyor yanakları. Ateşler içinde geçirdiğimiz kaçıncı gün saymıyorum. Sen ne yapıyorsun çocuğun hastalandığında. Doktorlar arasında tercih yapmakta zorlanıyor olmalısın? Sana en yakın hastanenin hizmetlerinden memnun değilsindir. İlaçlar ecza dolabında dizilirken yenilerini getiriyorsun her hastane dönüşü.
Ailece buluşulmuş cemiyetler, şenlikli bayram yemekleri. Akşam sıcak evine neşeyle kavuşan bir eş. Kucağında hediyeler. Hülasa tadı tuzu yerinde bir hayat. Bunlarla bile tanımlayamıyorum özgürlüğü. Ben bütün bunları Peygamberimizin hatırına erteliyorum sevgili kardeşim. Yaşadığım yerlerde mübarek ayaklarının izleri var. Seninde ertelediğin şeyler var biliyorum. Çok heves ettiğin koltuk takımını bir an önce alabilmek. Sıkıldığın yemek takımlarını yenisiyle değiştirebilmek istiyorsun. Gardrobunda hizalanmış kıyafetlerin içinde seçim yapabiliyor musun? Üç kereden fazla giydirmediğin elbiselerine hiç lafım yok. Rahat edemediğin ortopedik yataklarında Allah huzurunu ve rızasını arttırsın. Daha çok versin sana canım kardeşim. Senden bu ve benzeri hiçbir şey istemiyorum. İstediğim tek şey dua. Evimin camlarını açtığımda gürleyen bombalar duymak istemiyorum. Mescidi Aksa’da okunan ezanların sesini duymak istiyorum. Unutulmamak istiyorum bir de miraç hatırası beldelerde. Ve bilincinin artmasını diliyorum. Sitem değil sözlerim sadece niyaz. Sen dünya kadınlarını elinden tutup kaldıracak güce ve görgüye sahipsin. Bizlere örnek olacak zühd ve ilim dolu bir hayat senin faziletindir.
Benim tesellilerim bana fazlasıyla yetecektir. Üzüntülerim her an burağın sırtında göklere havalanıyor. Yüreğime bir bayram sevinci doluyor. Taşıyor sevinçlerim.
Ben yine denendiğimde
ve yine kalbim daraldığında
ve yine bütün kapılar yüzüme kapandığında
ve yine ne yapmam gerektiğini bilemediğinde
Uzun uzun düşünürüm ve hatırlarım Yaradanımı!
ALLAH kuluna kâfi değil mi? (Zümer/36)
BETÜL ŞATIR