İmza Karşılığı Bir Namaz Yeri!

Kullanıcı Oyu:  / 4
En KötüEn İyi 

Bir iyliliğe öncülük etmek, arkasından gelen kişlieri de iyiliğe teşvik etmesi, iyiliği genele yaymak ve çoğalmasına yardım etmek açılarından son derece önemlidir...Kim bir iyiliğe öncülük ederse, o iyiliği yapan gibi ecir alır. (Muslim-Tirmizi)...O sebeple hayırlı işlerde öncülük etmek, hayırların kötülüklere galip gelmesi bakımından çok kıymetlidir. İnsan bu cinsten bir iyiliğe öncülük etmek için nelerini vermez ki.

Yurtdışında yaşayan müslümanlar en çok islami emirleri uygulamakta zorlanır. Zorluğu sizi yasaklıyor olmalarından değil, özellikle çalışma mekanlarının ve zamanın islami kuralları uygulamanıza elverişli olmayışındandır. Alışverişe çıktınız, günler kısa, namaz vakitlerine rahatça yetişmek mümkün değil, ya alışverişinizi erkenden bitireceksiniz veya bir yerlerde namazınızı kılacaksınız. Bir arkadaşım namaz kılmak için fitting room* (soyunma odası)u kullandığını söylemişti. Geçenlerde bir alışveriş merkezinde, yaşlı bir müslümanın, banklardan birine oturmuş namaz kıldığını gördüm, ne güzel, içim nasıl da isindi o yaşlı müslümana. Havaalanlarında yere bir şey seren, bir köşede gayet rahat namazını kılabilir, bazıları özellikle chapel area (İbadet odası)`lara gitmiyor, herkesin içinde kılmanın bir çeşit tebliğ olduğunu düşünüyor. 'Bu namaz nasıl bir şey' diyenlere cevap olsun diye... 

Diyelim çalışıyorsunuz, iş yerleri müslümansınız diye size namaz kılmanız için özel bir oda vermez, bunun için bir talepte bulunmanız gerekir. Geçenlerde iş yerimde bu cinsten bir tecrübe yaşadım. Bir kaç noktadan benim için bir hayli ilginç, şaşırtıcı ve öğretici bir ders oldu diyebilirim. 

İşim, evime çok uzak değil, bu sebeple özellikle yaz aylarında rahatlıkla, kış aylarında biraz koşuşturmacayla da olsa  namazlarımı evde kılabiliyorum. Bu yüzden herhangi bir talepte bulunmama, benden başka müslüman da olmayınca, gerek kalmamıştı. Fakat, bir arkadaşın müslüman oluşu durumu değiştirdi. Artık namaz kılınacak bir yer aramak ve talep etmek şart olmuştu. Arkadaşlardan birinin çalıştığı kütüphanede bir namazlık yer için kütüphane idaresine başvuracağını öğrenince, ben de bir girişimde bulunmaya karar verdim.

Bu Amerika acaip bir yer, sanki bütün bildikleriniz sıfırlanıyor da yeni baştan her şeyi öğrenmeniz gerekiyor. Bir grup arkadaşın tecrübelerinden de istifade ederek, bir dilekçe hazırladım. Dilekçemde kısaca, beş vakit namazdan ve bu namazların belli zamanlar içinde kılınması gerektiğinden vs. bahsettim. Maksadım, diğer müslüman olan arkadaşın imzasını da alarak idareye dilekçemi vermekti. Fakat iş tahmin edemiyeceğim boyutlara ulaştı. İmza dilekçemi iş yerindeki  bir iki arkadaşa okudum, maksadımı anlattım, onlar da imza atmak istediklerini söylediler. Kimileri beni, şu arkadaşa da götür ona da anlat, imzalayacaktır diye teşvik bile ettiler. Şaşırdım. Durum adeta bir çeşit imza kampanyasına dönüşmüştü.  Bu böylece üç gün devam etti ve tam 70 imza toplandı. 

Bu arada aldığım tepkilere değinmeden geçemeyeceğim; birinci grup, hiç okumadan, (fakat ben okumalarında ısrar edince okuyan) sırf bana destek olmak istedikleri için kağıdı imzalayanlar, bu grup ne kendi dinleri ile ne de İslamla bir alışverişi olmayanlar, ama şahsi olarak beni sevenler. 

ikinci  grup; metni okuyup, konuyu anlayıp "demek sizin dininiz böyleymiş, bilgilendim, teşekkür ederim, bu senin dinin, tabi ki ibadet etmek çok doğal hakkın" diyerek imzalayanlar, bu grupdakiler, genellikle, kendi dinlerine sadık, bir kiliseye devam edenler ve İslam konusunda da önyargısı olmayanlar. 

Son grup ise, bence en ilginci. "Bazen çok canım sıkılıyor, ben de oraya gidip sessiz sakin duamı yapabilir miyim", deyip, benden olumlu cevap alınca imza atanlar. 

Bence her üç grubun da imza atması çok manidardı. Aslında Amerika`da insanların hiç de öyle İslam`a art niyeti yoktu demek ki, Türkiye`deki medya terörü buraya da sıçramıştı, insanlar medya ile İslam`ın ne kadar öcü olduğuna inandırılmaya çalışılmıştı. Ama durum aksini gösteriyordu. 

Bence her üç grup da takdiri hakediyorlardı benim nazarımda, çünkü tanıdıkları bir sima için, tanımadıkları bir ibadet şeklini ve ortamını içlerine sindilebiliyorlardı... Bu güzel bir şeydi. Hayaller kurmaya başladım, küçük de olsa bir namaz yerimiz olacak, Kur`an tercümeleri getirilecek, insanlar namazimizi görüp, ilgilenecekler vs. vs... 

Üç gün kendimi Amerika`da değil de bir Müslüman ülkesindeymişim gibi hissettim. İnsanlar bir isteğinize destek çıkıyorlar, teşvik edip sizi cesaretlendiriyorlar, herkes sonucu merakla bekliyor...Harika bir duyguydu bu. 

Üçüncü günün sonunda sıra dilekçeyi, idare heyetine teslim etmeye gelmişti. Bir üst kademeye vermeden önce dilekçemi departman Müdür`ü Bulgar Hanım`a verdim. Önce dilekçeye sonra da bana baktı, yüzünün ifadesi değişti, birden üç gündür hissettiklerim tersine döndü, Türkiye`deki idarecileri hatırladım. Dikkatlice okudu, imzalara tek tek baktı, kimlerin imzaları olduğunu sordu. Böyle bir talep için yerleri olmadığını söyledi, halbuki ben yeri ondan değil, bir üst kademedekilerden istiyordum. Ona da aynen böyle söyledim: Üst kademedekiler bir yer bulacaklardır eminim. Siz dilekçeyi iletin ben kendileriyle konuşur durumu izah ederim" dedim.  

Dilekçemi üç gün bekletti, ama her gün bana gelip gayet kibar bir dille neden geciktirdiğini açıkladı. Böylece bir kaç gün daha geçti, üst kademedekilerden her gün bir çağrı bekledim, ama beni her gördükleri yerde yollarını değiştiriyorlardı veya bana öyle geliyordu... Bir hafta sonra, Genel Müdür yanıma gelip, "Biz dini değerlere kayıtsız veya karşı değiliz, ama üzülerek sana istediğin ibadet yerini veremeyeceğimizi bildirmek isteriz" dedi. 

Felaketlerin bir iyi yani varsa, dostlarının gerçek yüzünü göstermesidir, derler. Ben de bu imza vesilesiyle, beni yakından tanıyanların olumlu tavırlarına, tanımayanların ise katı ve tahammülsüz tutumlarına şahit oldum.  Bir seccade serecek kadar da olsa yer bulamadık diye üzülürken, son sözü Raquel Tuba söyledi" Üzülme sister istediğimiz yere sereriz seccademizi, kılarız namazımızı."  Elhamdulillah.....

Rabia Yener

Dipnot;

* 27. Başkasına ait olan bir yerde, sahibinin rızası olmaksızın kılınan namaz mekruhtur. Bir görüşe göre böyle bir yer, bir Müslümana ait olup ekilmemiş ise, üzerinde namaz kılmakta kerahat yoktur.

28. Bir kimse başkasına ait olan bir yer ile herkese ait bir yol üzerinde namaz kılmak mecburiyetinde kalsa, bakılır: eğer şahsa ait yer ekilmiş ve gayri ve müslime ait ise, o yol üzerinde kılması daha iyidir. Gayri müslimin bu namaza razı olmayacağı bilinen bir şeydir.

Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen (Harf Yayıncılık), Sayfa 221

Haber Linkleri

İsrail büyükelçisine protesto
Ayrımcılığın cezası
Hastanelerde sanatın şifaya etkileri
Eşinin yokluğuyla kararan hayatını bütün şehri boyayarak aydınlattı

Ehlinden...

Kendinizi, genç ya da ihtiyar, kadın ve erkek ayırımı yapmadan, suni mazeretler üretmeden her gün, her an eğitin ve sürekli geliştirin.

M. Nureddin ÇOŞAN

Akwa Tanıtım Filmi

You need to a flashplayer enabled browser to view this YouTube video 

Son Yorumlar