Salgının Amerika Hali

Hayatımızı yavaşlatan, bizleri bir nevi kabuğumuza çekilmeye zorlayan karantina günlerinde ruhen, zihnen ve bedenen sağlıklı kalabilmek için pek çok tavsiyeler işittik. Bunlardan en etkilisi, hiç şüphesiz tüm zamanların en verimli etkinliği olan kitap okumaktı. Salgından aylar önce başlattığımız ve aradaki mesafeler sebebiyle çevirim içi buluşmalarla gerçekleştirdiğimiz kitap okuma grubumuzda bir gün, “Karantina Günlerinde Evin E-Hali”1 kitabından söz açıldı. Kitapta, Fatma Barbarosoğlu ve Nazife Şişman, salgın ve karantina günlerinde kendilerinden, ailelerinden ve medya vesilesiyle tüm Türkiye’den izlenim ve tecrübelerini aktarmışlardı. Kitaptaki sohbet tarzı değerlendirmeler bize de, Amerika’da salgın sürecinde edindiğimiz bazı gözlemlerimizi kaydetme konusunda ilham verdi.

Kitabı okurken, yenilik bahsiyle anlatılanların pek çoğunu gurbet hayatının “normal” şartlarında, salgın öncesinde de yaşadığımızı fark ettik. Kitapta yazılanların bazısı ise gurbette pek de rastlayamayacağımız örneklerdi. Ama bu günlerde bizler de burada pek çok ilke şahid olmuştuk. Mesela Amerika’da belki bir Vefa Sosyal Destek Grubu2 yoktu ama, kimi hayırsever insanların hasta komşuları için hiçbir ücret talep etmeden ilaç ve gıda alışverişi yaptığı haberlerini çok duyduk. Hemen her hizmet için bir bedel ödenmesi gereken ABD için olağanüstü bir durumdu bu.

Covid-19 virüsü, tüm dünyada olduğu gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nde de pek çok alanda hala etkisini sürdürüyor iken, bu etkinin bilhassa yaşlılar, sağlık çalışanları, orta ve düşük gelirli aileler üzerinde daha derin olduğunu gördük. Ülke genelinde yaklaşık 1.4 milyon yaşlıya3 ev sahipliği yapan huzurevlerinde 400 binden fazla vakaya4 rastlandı ve 80 binden fazla ölüm oldu. (Amerika’nın nüfusu 331 milyondur ve nüfusun %16’sını 65 yaş üstü oluşturur. Salgında ölenlerden %80’i 65 yaş üstüdür.)5

Türkiye’de “20 yaş ve altı – 65 yaş ve üstü” için uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları burada yapılmadı. Bununla birlikte, bazı marketler 60 yaş ve üstü insanları kalabalık ortamlardan koruyup onlara rahat alışveriş imkanı sunabilmek amacıyla 1 saat önce açıldı. Salgında ön safta görev alan sağlık çalışanlarına, market önlerinde oluşan uzun kuyruklara girip beklememeleri için öncelik tanındı. Onların gösterdikleri fedakarlık karşısında, pek çok yere teşekkür afişleri asıldı.

Amerika’daki hastaneler, sağlık çalışanlarına dahi maske, önlük gibi malzemeleri temin etmekte yetersiz kaldı. Vatandaştan, elindeki maskeleri hastanelere bağışlamaları çağrısında bulundular. Çöp poşetlerini koruyucu önlük gibi giymek zorunda kalan sağlık çalışanlarının basına yansıyan halleri hayretle izlendi.

Yardımsever insanlar, evsizlere, yaşlı evlerine ve camilere maskeler dikip bıraktı. Bazı yardım kuruluşları, hastanelere bağışlanmak üzere maske dikiminde gönüllü olmaları için dikiş bilenleri yardıma çağırdılar. Bu çağrıya uyanların kapılarına içinde maske yapım malzemeleri ve talimatının bulunduğu kutular bırakıldı. Temassız iletişim için dikilen maskelerin tekrar kutuya yerleştirilmesi ve kapıya bırakılması istendi. Kumaşa olan aşırı talep sonucu, el işi mağazalarında kumaş rafları boşaldı.

Normal şartlarda sadece okullarda karşılanan kahvaltı ve öğle yemeğiyle karnını doyuran düşük gelirli ailelerin çocukları, karantina günlerinde okulların kapanmasıyla birlikte, aç kalma tehlikesi yaşadı. Yardım kuruluşları ve bazı belediyeler bu çocuklara gönüllüler vasıtasıyla yemek dağıtımı yaptı.

Amerika’da kötü yaşam koşulları, sağlık sigortalarının olmaması vb. gibi sebeplerden ötürü, Beyaz Amerikalılara nispetle diğer ırk gruplarında Covid-19’dan ölümlerin çok daha fazla olduğu gözlemlendi.6

Salgın sürecinde, her eyalet kendi kurallarını oluşturdu. Eyaletler arası karadan ve havadan giriş çıkışların tümünün takibinin neredeyse imkansız olması sebebiyle getirilen kuralların yaptırım gücü düşük oldu. Virüsün çok etkin olduğu eyaletler dışında7, Amerika genelinde sokağa çıkma yasağı daha çok “mümkün olduğunca evde kal” uyarıları tarzındaydı ve yeni tedbirler-kurallar getirmekle yetinildi. Bazı eyaletler, vaka sayısının yüksek olduğu eyaletlerden gelecek ziyaretçilerine, karantina zorunluluğu getirdi. Seyahat kısıtlamaları yapıldı. Ama buna rağmen Kasım ayının sonuna denk gelen Şükran Günü’nde 2 milyon Amerikalı kurallara uymayıp seyahat etti.

Amerika’da sosyal yapının farklı olması sebebiyle Türkiye’ye nispeten daha sakin bir hayat yaşayan bizler, salgınla birlikte çok keskin değişiklikler yaşamadığımızı fark ettik. Belki de bu sebeple karantina sürecinde çok fazla zorlanmadık. Pek çoğumuz zaten aile efradının berberliğini yapıyor, çocuklarımızın eğitim hayatında aktif rol üstleniyor, ev işlerinin altından tek başımıza kalkıyor, çevirim içi eğitimlere katılıyor, ihtiyaçlarımızın bir kısmını internet sitelerinden rahatlıkla karşılıyorduk. Bunun yanında, gurbetteki tek ailemiz olan eş ve çocuklarımızın evde olmasının bize huzur verdiğini hissettik.

Normalde her yıl, yaz tatili sebebiyle ara verdiğimiz çevirim içi eğitimlerimiz, kimse memlekete tatile gidemediği için devam etti. Bu zorlu günlerde husule gelen moral bozukluğunu, yaptığımız Kur’an ve hadis okuma buluşmaları bir nebze olsun dindirdi. Her sene olduğu gibi Ramazan’da mukabelemizi de yine çevirim içi yaptık.

Türkiye’ye giden tüm uçuşların iptal edilmesi bizleri gurbet topraklarında kalmış olmanın verdigi ağır duyguyla yüzleştirdi. Yakındakilerin bile elinin kolunun bağlandığı bu dönemde, sevdiklerimizden üzücü bir haber alma endişesi uzakta olan bizleri daha bir endişelendirdi. Her daim hatırlanması gereken ölüm, sanki daha yakınımızdaydı. Bu diyarlarda can emanetimizi teslim edecek olursak cenazemiz Türkiye’ye gönderilebilecek miydi?

Salgın günlerinde geçirdiğimiz Ramazan ayı ve ardından gelen bayram, ayrı bir hüzünlüydü. Bayramlarda, ana babalarımızın ellerini öpememe burukluğuna aşina olan bizler, bu sefer ümmet kardeşlerimize de sarılamamanın hüznünü yaşadık. Bu hüzün, hayırda yarışan güzel fikirli insanların girişimleriyle, pek çok camide eğlenceli yeni bir etkinlikle silinmeye çalışıldı. Arabalarıyla camilerin önünde sıraya giren Müslümanlara ikramlarda bulunuldu, çocuklar sevindirildi, fiziki mesafeye uygun bayramlaşmalar yapıldı. Bu yeni kutlama adeti, mezuniyet zamanı gelince de imdada yetişti. Öğrenciler mezuniyet kıyafetlerini giyip, arabalarını süsleyip kutlamalar yaptılar.

Bu tür gülümseten olumlu gelişmelerin yanında, gençler arasında virüs bulaştırma partileri düzenlendiğini duyup şaşırdık. Virüsün insanların özgürlüğünü kısıtlamak için uydurulduğunu söyleyip maske takmayı reddedenlerin varlığına da şahit olduk.

Okul ve iş hayatlarındaki belirsizlikler ve gelecek kaygısı gençleri zor duruma düşürdü. Normal şartlarda, evden uzak yaşayan 18 yaş üstü pek çok Amerikalı genç, okul ve işyerleri kapalı olduğu için ailesinin yanına taşınmak zorunda kaldı. Birlikte yaşamaya alışkın olmadıkları için aralarında sorunlar yaşandı. Ayrıca bu dönemde ev içi şiddet olayları ve boşanmalar arttı.

Bilhassa büyük şehirlerde ulaşım sorunları ile boğuşanlar için evden çalışmak başlangıçta cazip geldi. Zaman ilerledikçe, işverenlerin kendilerinden daha fazla iş talep ettikleri şikayetleri duyulmaya başlandı. Çalışanlar bu sebeple çok zorlandıklarını ifade ettiler, halen de etmekteler. İnternet ortamında çalışma imkanı olan şirketlerin pek çoğu, bu durumu fırsata çevirerek, boşalan ofislerini internetten satış yapan büyük firmalara kiraya vermeye başladılar.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi, okul yaşında çocuğu olan ebeveynler, okulların açılması konusunda tedirginlik yaşadı. Eğitim sisteminde yerel yönetimlerin söz sahibi olduğu ABD’de, her bölge kendi kararını aldı. Fiziksel olarak açılan okullarda sıralar güvenli mesafede konumlandırılırken, bazılarının da etraflarına siperlik yerleştirildi. Aileler çocuklarını okula gönderip göndermeme konusunda serbest bırakıldı. Evden eğitime devam eden çocuklar için çevirim içi eğitim devam etti.

Salgın, Amerika’daki üniversite başvuru şartlarını da etkiledi. Üniversiteler başvuru kurallarından bazılarını ya esnetti ya da kaldırdı. SAT (üniversite giriş sınavı) puanına değil, okul bitirme notuna bakarak öğrenci kabul edeceğini bildirenler oldu. Yurt dışından yabancı öğrenci alımının durdurulması, öğrencilerin evlerine dönmesiyle yurtların boşalması, en çok gelir getiren Amerikan futbolu vb. gibi okul takımlarının oyunlarının iptali gibi sebepler üzerine, üniversiteler ciddi maddi kayıplar yaşadı. Akabinde küçülmeye giden üniversitelerin bazı bölümleri kapatıp, bazı bölümleri birleştirilme kararı ile, öğretim görevlilerinin işlerine son verilmesi gibi konular gündeme geldi. Tüm ülke çapında işsizlik sorunu arttı.

Postacılara ve büyük internet alışveriş zincirlerinde çalışan dağıtıcılara, salgın tehlikesine rağmen fedakarca çalışmalarından ve iş yüklerinin artmasından dolayı, minnet duyulmasına vesile oldu. İnternetten alışverişlerin daha da artmasıyla oluşan yoğun taleple bu alanda yeni iş imkanları açıldı. Eve paket getiren kargo çalışanları için ufak hediye ve atıştırmalıklar hazırlayıp, kapılarının önüne koyan düşünceli insanlar gördük. Kargo paketlerinden virüs bulaşır endişesiyle paketleri saatlerce kapıda bekletenler ve çamaşır suyuyla silenler de oldu, ama bu tür haberler ülkemiz insanları için sıradan olsa gerek 🙂

İnsanlar, evde kalma sürecinde çeşitli kahve türleri, çiçek bakımı, kişisel bakım gibi konularda daha çok bilgi ve daha farklı alanlarda özel zevkler edinmeye başladı. Mobilya boyama, tadilat, bakım gibi ev ile ilgili işler için de zaman açılmış oldu. Karantina sürecinde, bahçeli evlerde oturmanın ne büyük nimet olduğu daha çok hissedilirken, bahçe malzemeleri ve tohumlar, en çok satılanlar listesine girdi. Ev yapımı ürünlere ağırlık verilen bu dönemde, marketlerde kimi zaman cam kavanozlar tükendi.

Başkan Trump’ın virüse “Çin virüsü” demesi” ve “korunmak için çamaşır suyu için” gibi akıl almaz söylemleri alay konusu oldu. Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), insanları çamaşır suyu içmemeleri konusunda uyarmak zorunda kaldı. Bunun yanında, Covid 19 sürecini iyi yönetememesinin, Trump’ın başkanlık seçimini kaybetmesinde etkili olduğu düşünüldü. Salgın kontrolündeki farklı stratejilerden dolayı, özellikle Demokratlara ait eyalet yönetimleri ile federal hükümet arasındaki sürtüşmeler arttı.

New York’ta, ilk aylarda ambulans sesinin hiç kesilmemesi, morglarda yer kalmadığı için, vefat edenlerin soğutuculu kamyonlarda saklanması, endişe ve panik ortamı oluşmasına neden oldu. Virüsten ölenlerin cesetleri, şimdiye kadar evsiz ve fakirlerin gömüldüğü Hart adasındaki kabristanlığa açılan toplu mezarlara defnedildi.8 Spor salonları hastanelere dönüştürüldü. Şehir, salgının ilk aylarında Amerika’da koronanın merkezi oldu.

Eyaletler hasta sayılarına bağlı olarak farklı uygulamalarda bulunsalar da, genel olarak ilk aylarda, sadece gıda, sağlık vb. gibi acil hizmetler veren sektör, mağaza, dükkan dışındaki satış yerleri kapandı. Marketlerde pek çok ürünün bulunduğu raflar boşaldı. Bunların başında tuvalet kağıdı, çamaşır suyu, sıvı el temizleyicileri ve ıslak mendiller, temizlik malzemeleri, su, un, pirinç gibi temel ihtiyaçlar geldi.

Marketlerde bilhassa tuvalet kağıdı stokları aylarca yenilenmedi. İnsanların kendilerini psikolojik olarak güvende hissedebilmek için özellikle bazı ürünleri biriktirme hastalığına düşmeleri, bu dönemin en hayret verici gerçeklerinden biri olarak zihinlere kazındı. Şubat ve Mart aylarında tuvalet kağıdı satışları %700 arttı. Bu tür ürünleri garajında depolayıp, sonra karaborsadan satmak isteyen kişilere cezai işlemler uygulandı. Bazı marketlerde uzun kuyruklarda beklemenin ardından ulaşılan tuvalet kağıdı, bir görevli nezaretinde kişi başına bir rulo verilerek satıldı.

Bebek bezi ve mamasını adeta yağmalayanlara tepki gösteren hemşire bir annenin serzenişte bulunduğu videosu, olayın vehametini gözler önüne serdi. Marketlerde yağmalanan boş rafların önünde çaresizce bakınan yaşlıların durumu da iç acıtıcıydı.

Öte yandan, silah satışlarında adeta patlama yaşandı. Marketlerdeki yağmalamayla birlikte gelişen bu durum, insanların yokluk zamanında saldırganlaşabileceği endişesini uyandırdı.

Ülke genelinde benzer durumlar yaşanmakla birlikte, adalardan ibaret olan ve ihtiyaçlarının tümü ana karadan gemilerle temin edilen Hawaii eyaletinde, gıda ve temel ihtiyaçların tedariği konusunda tedirginlik ve panik daha çok hissedildi. Öte yandan adalarda karantina süreci çok iyi yönetildi. Eyalete tek ulaşım yolu olan havaalanlarında girişler sıkı takiple sınırlandırıldı ve sadece evine dönen yerli halka değil, gelen tüm turistlere de 14 gün karantina uygulanması gibi ciddi tedbirler alındı. Bu tedbirler telefonla takip ve yüksel bedel cezalarla desteklendi. Otel odasında 14 gün kalmayı göze alamayan turistler tatillerini iptal etti. Eyaletin en büyük gelir kaynağı olan turizm ağır darbe alsa da, bu tedbirler sayesinde Hawaii, Amerika çapında salgından en az etkilenen eyaletlerden biri oldu. Diğer eyaletlerde evden çalışmak zorunda olmayı avantaja dönüştürmek isteyen maddi durumu iyi olan kesimin, ikliminden ve doğasının sunduğu çeşitli olanaklardan istifade etmek için Hawaii’ye taşınmalarıyla gerçekleşen yeni ev satışları ekonomiyi farklı yönden destekledi.

Peçe gibi yüzü örten maske kullanımı, tokalaşmanın kalkması, kalabalık ortamlarda fiziksel mesafeye dikkat edilmesi gibi hususlara sevinen bazı Müslümanlar, “Kimsenin yaptıramadığını Şeyh Korona yaptırdı.” gibi trajikomik yorumlarda bulundular.

Amerikan halkı arasında aşı yaptırıp yaptırmama konusunda farklı fikirler konuşulmaya başlandı. Aşılarla insanlara çip yerleştirileceğini söyleyenler, insan DNA’sının değiştireleceğini iddia edenler ortaya çıktı. Bizim gündemimize ise, aşı içeriklerinin helal ve temiz olup olmadığı konuları yerleşti. Halkı ikna etmek için liderler birer birer kamera karşısına geçip aşı olmaya başladı. Bunlardan bazılarının gösteri yaptıklarını ve iğnenin kola batırılmadığını iddia eden görüntüler internette dolaştı.

Salgının etkisiyle şahit olduğumuz durumlar, dünyanın neresinde olursa olsun insan fıtratının, temel ihtiyaç ve davranışlarının değişmediğini gözler önüne serdi. Bununla birlikte, salgının başında sıklıkla duyduğumuz “yeni normal” söylemleri bizi endişelendirirken yavaş yavaş hayatımızın bir parçası oldu. Bunların ileride hayatımıza ne gibi etkileri olacağını zaman gösterecek. Endişeye kapılmadan, bilgi kirliliği arasında kaybolmadan, zorunluluk veya yenilik adına dayatılanları sağduyunun süzgecinden geçirerek, durumdan istifade etmek isteyenlerin oyunlarının farkında olarak, bu sürecin gerek bireysel gerek toplumsal etkilerini, en doğru şekilde idrak ve analiz edebilmeyi ümid ediyoruz.

“Biz şüphesiz (herşeyimizle) Allah’a aitiz ve (sonunda) yine O’na döneceğiz.”

2/156

– Bu yazı, California, Hawaii, Iowa, Maryland, Massachusetts, New York, New Jersey ve South Carolina eyaletlerinde yaşayan ve salgın sürecini Amerika’da geçiren kıymetli arkadaşlarımızın katkılarıyla derlenmiştir. Hepsine teşekkürü borç biliriz.

AKWA
Cemaziyelahir 1442- Ocak 2021

Kaynaklar

  1. Karantina Günlerinde Evin E-Hali, Fatma B., Nazife Ş.
  2. Vefa Sosyal Destek Grubu
  3. Facts and Statistics about U.S. Nursing Home- Nursing Home Abuse Center
  4. Covid-19 Nursing Home Data
  5. Older Adults at greater risk of requiring hospitalization or dying if diagnosed with COVID-19
  6. Covid-19 Deaths by Race and Ethnicity in the US
  7. Covid-19 Restrictions
  8. NYC’s Hart Island and coronavirus

 

Yorum Bırakın / Leave a Comment

Go to Top